Serseriler Kralı

9,03

( 11 kişi yorum yaptı )

Serseriler Kralı

Sinema Filmi

1967

‘Tenderly’ (1946) (Walter Gross / Jack Lawrence); “The shore was kissed by sea and mist tenderly//I can’t forget how two hearts met breathlessly.” Melodideki duygusallıktan farklı olarak bir tokat ile sonuçlanan konuşma.
Selma; “Seninle bütün ömrümüzce mesut olurduk. Aramızda Turgut olmasa tabii.”
Osman; “Ama var.”
Selma; “Olmaması senin elinde.”
Osman; “Ne demek istiyorsun?”
Selma; “Dünyada senin üstüne kumar hilesi bilen var mı? Her şeyi çeviren, parayı kazanan sen, milyonların sahibi Abin. Hem paralara hem de bana sahip olabilirsin. Hiç düşündün mü? O’nu ortadan kaldırmak o kadar kolay ki. Öldürmek değil, kendini en emniyette hissettiği bir anda polise bir telefon kâfi. Nerden anlayacak bizim yaptığımızı. Senelerce içerde çürür, senelerce. Sonra yeniden kurarız işimizi. Sen ve ben. Sadece sen ve ben.”


‘Aseara Ti-Am Luat Basma’. Maria Tanase’nin söylediği (1955/57) Romen halk şarkısını Metin Bükey Orkestrası’nın yorumu ile dinliyoruz.
İstiklal Caddesi yakınlarındaki ‘Şen Sahne’. Göbek dansı, şarkı, sihirbazlık, ne isterseniz var. Kapının önündeki Çığırtkan (filmde adını öğrenemediğimiz Feridun Karakaya), özellikle, ‘illüzyonist’ Ebu Medrani (asıl adı Osman) için yırtınıyor.
‘Valurile Dunarii’ (Danube Waves) (Donau Wellen) (1880) (Ian Ivanovici). Sihirbazımız sahnede. Kuyruklu frak, gösterişli bir asa, silindir şapka, beyaz eldiven, pelerin. İskambil kâğıtlarıyla yaptığı gösteri ve şapkadan çıkan horoz, tavuk. Kendinden çok emin bir hali vardı. Ancak seyirciler arasında Necip Tekçe’yi görünce eli ayağı birbirine dolaşıyor. Kem küm edip kulise kaçar. Nedenini sonra anlayacağız.
“Elveda bütün hatıralar, elveda bütün gençliğim//Gelmesin baharlar, gelmesin yazlar//Bilinmesin karanlık mazim.” Sahne sırası Fatma’da. Behiye Aksoy’un sesi ile ‘Beni Benden Alan (Elveda)’ (Mutsel Öztürk) şarkısını söylüyor.
İlkokula giden Boncuk isminde bir kızı var. Tam anlaşılmıyor ama kocası Şeref galiba ölmüş. Zavallı kadın, ne yapsın, ‘bu sefalet yuvasında geçimini sağlamaya çalışıyor’. Milyoner babaanne Aliye Hanım ile ilişkileri iyi değil. Yaşlı kadın, yardımcı olmadığı gibi torununu yanına almak istermiş. Avukat Mümtaz Ener, bu konu basının diline düşmeden ‘iyililikle bir hal çaresi’ bulunmasından yana.
3 buçuk dakikalık kulis sahnesi filmin özeti gibi.
Boncuk hastalıklı bir çocuk. Sık sık terlemesi ve fenalık geçirmesinden anladığımız kadarıyla, sorunu kalp. İki kez gelen Doktor Tevfik Soyurgal’a göre durum ümitsiz. “Bu ana kadar yaşaması bile mucize.” Feridun Karakaya ve Osman konuşurken ortada bir de ‘gizli aşk’ olduğu anlaşılır.
Osman; “Bana bak, Fatma’ya bir şey belli etme.”
Feridun Karakaya; “Sen de Fatma için kendini öldür dur.”
Osman; “Ne yapalım yani? Kimsesiz, gariban diye yanımıza aldıksa bundan mana mı çıkartacaksın yani?”
Feridun Karakaya; “Hadi hadi, bana yutturamazsın. Çıra gibi yanıyorsun. Dumanın tütüyor, görmüyor muyuz?”
Oysa güzel Fatma bunun farkında bile değil. Kahramanımıza ‘Abi’ deyip duruyor. Gönlünü, başka kimse kalmamış gibi ‘rahmetli’ kocasının kuzeni Kemal’e kaptırmış.
Keşke Osman’ın sıkıntısı yalnızca ‘sevda çekmek’ olsa. Durumu çok daha zor. Necip Tekçe şunları söylemişti; “Elimden gelse seni şu anda kendi elimle gebertirdim ama bu hak kardeşinin (‘Abinin’ demeliydi). Kalleşçe ihbar ettiğin kardeşinin… Hesabın, Abin hapisten çıkar çıkmaz görülecek. Korkma çok az vakit kaldı. Beni Abin gönderdi buraya. Kaçmaya kalkarsan kiralık bir katile geberttirecek seni. Hem seni hem de Fatma’yla kızını. Onları nasıl sevdiğini biliyoruz (Osman’ın aşkını hapisteki Ağabey bile anlamış).”
Osman; “Yemin ederim Abimi ihbar eden ben değilim. Kaç defa söyleyeceğim be?”
Necip Tekçe; “Yok canım, senin yeminin ha? Alçak, kalleş.”
Bunların anlamını Sadri Alışık’ın sesi ile izlediğimiz 9 dakikalık sahnede öğreniyoruz; “Etrafımdaki ölüm çemberini her an daraltıyorlar. Her geçen gün, saat, dakika o korkunç sona doğru sürüklüyor beni. Turgut’un, canımdan çok sevdiğim Abimin elinden yiyeceğim bir kurşunla bitecek olan sona. ”
“Hâlbuki her şey ne kadar güzel başlamıştı.” Yıllar öncesini, siyah beyaz filmlerin bu değişmez cümlesinden sonra anlatıyor. İki kardeşin hayatı başlangıçta da pek düzgün değil. Şehrin en büyük kumarhanesini işletiyorlar. “Her gece cepleri deste deste banknot dolu adam (‘adamlar’) ‘lütfen bizi yolun’ diye koşup gelirlerdi bizim oraya.” Osman da bu işin ustası olduğu için, rulet ve poker masalarında 100 binler el değiştiriyor.
Bir gece Selma, ‘dünyanın en sevimli, en tatlı, en nefis dişisi çıkagelir’. “ ‘Yengen’ dedi Turgut. Sanki büyülenip kaldım iyi mi? Gözlerim dalıp gitti o lacivert gözlere.” Genç kız, şerefine düzenlenen eğlencelerde, danslarda ağabeyden çok Osman’la ilgili. “Çiklet gibi yapıştı yakama.”
Fausto Papetti’nin saksofonundan ‘Harlem Notturno / Nocturne’ (1939) (Earle Hagen). Abisine anlatmaya çalışır. “Kızın gözü göz değil.” Ama beriki ‘abayı iyice yakmış, deli gibi âşık’. Dinlemiyor bile.
Sonunda Selma yapar yapacağını. Turgut’u polise ihbar eder. Kardeşten, yine yüz bulamayınca görüş günü bu ‘gammazlığı’ Osman’ın yaptığını söylüyor. Turgut’u iyice delirtmek için “Tecavüz etti bana” demeyi de ihmal etmez. Sonra ‘zengin bir işadamıyla Avrupa’ya gitmiş’.
Osman ne yapsa kimseyi inandıramıyor. Adı ‘kalleş, namussuz nankör’ olmuş bir kere. Kapılar yüzüne kapanır. Sonunda, bu Şen Sahne’de ekmeğini kazanıyor. Ama Necip Tekçe’nin patron Ali Seyhan’la yaptığı özel görüşmeden sonra Osman’ın afişi bir dansöz resmi ile kapatılır. Artık sahneye çıkamayacak. Patron yine de insaflıymış kuliste çalışmasına izin verir.
Fatma’nın programa geç kaldığı bir gece (Kemal’le buluştuğu için saatin kaç olduğunu unutmuş) seyirciler ortalığı yıkıyorlar. Oyalamak için Osman, ‘Kanaryam Güzel Kuşum’ (1966) (Mustafa Nafiz Irmak) şarkısını söyler. Sonra Boncuk, Metin Bükey Orkestrası’nın yorumladığı ‘España Cañi’ (1925) (Pascual Marquina Narro) ile dans ediyor. Ama bu kadar heyecana dayanamaz bayılır.
Doktorun yazdığı ilaçların parası epey tutuyormuş. Çözüm Feridun Karakaya’nın ‘hünerli ellerinde’.
‘Work Song’ (1960) (Nat Adderley / Oscar Brown, Jr.). ‘34 ES 240’ plakalı Sirkeci-Sarıyer otobüsü. Osman’ın ‘ricasını’ geri çeviremez. Herb Alpert and Tijuana Brass’ın ‘S. R. O.’ 33’lüğündeki (1966) melodi eşliğinde yolcuların cüzdanlarını toparlıyor.
Yalnız ilaç değil bebek falan da alırlar. Para ile ilgili sorular Spor Toto’dan diye geçiştirilir. 11 bilmişler. ‘Beşiktaş maçını da tuttursalarmış tam 80 bin lira alacaklarmış’.
Bu arada ‘mahkeme için ihbarname gelir’. Aliye Hanım, Boncuk’u almakta ısrarcı. Avukat Mümtaz Ener ‘zavallı yavrunun sefaletten kurtarılmasından, yüz binlerce liralık ameliyat ve tahsil masraflarından’ söz ediyor.
‘Zorba’daki (1964) ‘Clever People and Grocers’ (Mikis Theodorakis). Hâkim Nubar Terziyan kararını açıklar; Fatma, 15 gün içinde tedavi için gerekli parayı bulamazsa çocuk, babaanneye verilecek. Bu şartı kabul edip etmediğini sorduğunda ilginç bir şey olur; Yanıt Osman’dan gelir; “Kabul ediyoruz, Hâkim Bey.”
‘Şehnaz Longa’ (Santuri Ethem Efendi). Yük yine bizimkilerin sırtında. İşportacılık yapıyorlar. “Hadi, topatan fabrikanın bu mallar. 2 buçuk, çoraplar iki buçuk.” Feridun Karakaya, her zaman olduğu gibi ‘cüzdan faaliyetinde’.
Toparladıkları para yaklaşık 6 bin. Osman bu parayı kumarhanelerde 100 bin yapacak. ‘Eskiden iskambil kâğıtlarını eline alınca çarliston oynatırdı’. Bunca yıl aradan sonra şimdi ‘kahveye ilk defa giden mektep talebesi gibi eli titriyor’.
Biraz tebdil kıyafetle ve top sakallı olarak ilk uğradığı yer Hasan Ceylan’ın bitirimhanesi. Burada kimler yok ki. Kapıcı Hakkı Kıvanç.
‘Hatari!’ (1962) filmindeki ‘The Sounds of Hatari’ (Henry Mancini). Yaşar Şener ile restleşip tüm parasını toparlıyor.
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Overture’ (Maurice Jarre) duyulurken Barbutçu Ali Ekdal’ın ifadesini almıştı bile. Bakaradan da 40 bin kaldırır. Ancak Niyazi Vanlı, Osman’ı tanımış. Patrona söyler. Para geri alınacak ama burada değil.
‘Dead Ringer-Main Title’ (1964) (André Previn). Kumarhane çıkışında kurşun yağdırırlar. Neyse ki yaralanmadan kurtulur.
“Maggie’s Murder” (1964) (Previn). Belediye otobüsünde arkadaşı ile dertleşiyor. Hâlâ 20 bin eksikleri varmış. Az bir şey olsa Feridun Karakaya yolculardan tamamlardı. Miktar böylesine yüksek olunca açığı Mehmet Ali Akpınar’ın kumarhanesi kapatır.
Bu arada Fatma ve Kemal pasaportları hazırlamışlar. Boncuk’un tedavisi için yurt dışına gitmek üzereler. Turgut da cezasını tamamlamış kardeşinin peşinde. ‘Osman’a ait sinek bile canlı kalmayacakmış’. Düğüm Yeşilköy’de çözülecek.
Genç kadın kahramanımızın sevgisini havaalanına giderken aynada gördüğü gözyaşlarından anlıyor.
Fatma; “Bana cevap vermezsen hiçbir yere gitmem Osman. Yemin ederim ki bir yere gitmem. Niçin bana hiç söylemedin?”
Osman; “Neyi? Anlamıyorum ne dediğini.”
Fatma; “Anlıyorsun, hem de çok iyi anlıyorsun. Niçin hiç açılmadın, bir kerecik olsun açılmadın bana?”
Ama böyle yoğun duygusallığa vakit yok. Uzaktan Turgut ve adamları geliyor. Zaten bütün duası Boncuk için, Fatma için. Tek beklentisi de “Bu zavallı Abinizi unutmayın”.
Onlar uçağa binene kadar Turgut’u tabancayla ama içinde kurşun olmayan bir tabancayla durdurur. Abisi ateş ettiğinde Pan Am çoktan havalanmıştı.


Turgut; “Neden yaptın bunu boş tabancayla? Neden beni ateşe zorladın?”
Osman; “Boş ver Abi, böylesi daha iyi. Biz zaten ofsayta düşmüşüz. Hayatımız kaymış. Yalnız şunu bil ki ‘Kalleş’ Osman asla sana ihanet etmedi.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
















.












Künye

Yönetmen Mehmet Dinler
Senaryo
Yapımcı Osman F. Seden
Görüntü Yönetmeni Kenan Kurt
Süre 77 dk
Tür Dram, Komedi, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye

Ekip

Post-Prodüksiyon Osman Bilen (Negatif Kurgu)
Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Sedat Tuncel (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Müzik ekibi Behiye Aksoy (Şarkılar)

Firmalar

Kemal Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (11)

benimsinema avatar benimsinema 27 Şubat 2014 11:27:56

9

filmi izle izle sonu acikli bir final olmus... olmasi gerekende buydu zaten... kemal filmin en iyilerinden oldugunu düsünüyorum... kadrda zaten saglam... parlanin sirinligi, sadri babanin aglamakli oldugu konusmlar hepsi harika... kesinlikle tavisye edilir...

beyzacetin avatar beyzacetin 18 Nisan 2013 13:43:11

10

çok duygusal bir film. Aşkını saklamasına öyle üzüldüm ki izlerken. Çok etkilendim filmden. Sonunda kendini bile bile öldürtmesi yani intiharına abisini vesile etmesi de cok güzel düşünülmüş.

dogankoseoglu avatar dogankoseoglu 09 Ağustos 2012 19:50:59

yer yer güldüren ama çoğu zaman hüzünlü sahnelere neden olan müthiş bir Sadri Alışık klasiği kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 10 Ekim 2011 22:47:10

10

Sadri ALIŞIK'TAN ismin'e yakışır bir film. Konsept: Osman, Sadri ALIŞIK Turgut, Kenan PARS Birbirinden haz almayan iki kardeş Fatma, Filiz AKIN Gazino'da şarkıcı olarak çalışır mafya gibi işler çeviren Turgut birgün sevgilisinin oyununa gelip hapisha neye girer.. Turgut ta hapishaneye kendisini Osman'ın düşürdüğünü, sevgilisinin ona söylediği sözü ile inanır kardeşine karşı bilmeden büyük bi kin besleyerek o içerdeyken adamların'a da Osman'ın üzerinden bir an bile gözlerini ayırmamalarını istemektedir... Osman ise suçsuz olduğunu bir türlü onada inandıramaz. Bi' zaman sonra'da Turgut hapisten çıkar hesap saatı gelip çatar. Herşey hava alanın da olup bitecek.. sonu nasıl tecelli edeceği merak'a mucip olan güzel de bir film...  

MGUNAY avatar MGUNAY 13 Eylül 2010 09:34:09

10

filmin ismi gibi Sadri babanın kral filmlerinden bir tanesi.

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 16 Ağustos 2010 02:59:08

10

“Kuru kuruya aşk! Ben sana hayran, sen cama tırman.”Feridun Karakaya, aşkını gizleyen kahramanımıza söylüyor bunları. Osman da “Birini seversin… O’nun hayatını zehir etmemek için diyemezsin. Canlı canlı ama ölülerden bet er gezersin” diyecektir.  Charlie Chaplin’li ‘The Tramp’ (1915) ve ‘City Lights’dan (1931) izler taşıyan filmin adı afişte ‘Kıralı’, jenerikte ‘Kralı’. Söylenemeyen bir aşkın ve ancak 60’larda olabilecek bir özverinin öyküsü.Osman, ‘Şen Sahne’de Ebu Merdani adı ile çalışan bir sihirbaz. Yıllar önce Abisi Turgut’la şehrin en büyük kumarhanesini kurmuşlar. Kahramanımız ‘yalnızca İstanbul’daki kumarbazlara değil Monte Carlo’nun krallarına bile çarığı ters giydiren biri’. Selma’nın gelişi her şeyi alt üst eder. Abisi, bu ‘nefis dişi için yanıp tutuşuyor’. Oysa kadının amacı Osman’ı elde etmek. Sonuçta Turgut’u polise ihbar eder. Beklediği ilgiyi göremeyince gammazlığı Osman’ın üstüne yıkar. Üstelik “Tecavüz etti bana” diyerek Ağabey’i kardeşinin yeminli düşmanı yapmış. Ardından ‘zengin bir işadamı ile ver elini Avrupa’.‘Alçak, kalleş’ damgası yiyen Osman sokaklara düşer. Ali Seyhan’ın tiyatrosunda iş bulur. İtiraf edemediği aşkı Fatma ve hastalıklı kızı Boncuk ile Feridun Karakaya da burada. Aynı pansiyonda kalıyorlar. Yemekleri beraber. Aile gibi olmuşlar.Fatma ‘şarkılarıyla sarhoşları eğlendiren güzel bir kız’. Kocası Şeref, büyük olasılıkla ölmüş. ‘Cadı’ babaanne Aliye, yardım etmediği gibi bir de Boncuk’u yanına almak istiyor. “İçtimai mevki bakımından torununun bu sefalet yuvasında yetişmelerine (‘yetişmesine’) nazik yürekleri mani oluyormuş (‘dayanamıyormuş’).” Genç anne, Avukat Mümtaz Ener’e isyan eder; “Beni bu sefalet yuvasına sürükleyen sizlersiniz. Şimdi de, utanmadan, bu cinayetinizi yavrumu elimden alabilmek için bana karşı silah olarak kullanıyorsunuz.”Mesleğini pek sevememiş. “Her gün kahkahalarım sarhoşlara meze oluyor. Satılık neşeden bıktım artık.” Gönlünü, dünyada başka kimse kalmamış gibi ‘rahmetli’ kocasının bir yakınına, Kemal’e kaptırmış. Şeref’in Kemal ile akrabalığı konusunda ‘rivayet muhtelif’. Fatma ‘uzak bir akrabası’; Osman ‘yeğeni’ diyor. Delikanlının söyledikleri ise bambaşka. Aliye Hanım’ın yeğeni, dolayısı ile Şeref’in kuzeniymiş.Osman’ın aşkını ‘Sağır Sultan’ bile duymuş. Feridun Karakaya, hapisteki Turgut ve adamları. Fatma dışında herkes biliyor. Keşke hava alanına giderken arabanın aynasında kahramanımızın gözyaşlarını görmeseydi. Büyük olasılıkla Kemal ile evliliğinde mutlu olamamıştır. Bazen ‘anlamamak’ daha iyi. ‘Anlamak’ insanı mutsuz edebiliyor.Boncuk, annesinden söz ediyor; “Hayatta sevdiğim en kıymetli şeyim O benim. İhsan (‘Osman’ diyecekti) Amca sen de seversin O’nu değil mi? (Karşısındakinin mahzunlaştığını görünce) Yani kardeşin gibi seversin demek istedim.”Osman’ın sahneye çıkışı çok çarpıcı. Kafası, bir dansözün getirdiği tepsideydi. Dumanlı bir patlamanın ardından numaralarına başlar. Seyircilerin yarısı bayan. Ama iki sahnedeki hitap yalnızca erkeklere. ‘Kanaryam Güzel Kuşum’ şarkısına başlarken ‘Beyler’ diyor. Boncuk da ‘España Cañi’ (1925) (Pascual Marquina) ile dansından önce ‘Sayın Amcalar, Abiler’ demişti.Feridun Karakaya’nın filmdeki adını, ailesi veya sevgilisi olup olmadığını öğrenemiyoruz. Osman’ın sırdaşı. Avukat Mümtaz Ener dâhil cüzdanını ‘götürmediği’ kimse yok. Boncuk’un ameliyat masrafı için ‘sanatını icra ederken’ seyircilerin bile cebini yoklamıştır belki.Herb Alpert and Tijuana Brass’ın ‘S. R. O.’ (Standing Room Only) uzunçalarındaki (1966) ‘Work Song’ (1960) (Nat Adderley / Oscar Brown, Jr) ve otobüsteki ‘cüzdan faaliyeti’ harikaydı.Milyoner kayınvalide Aliye rolündeki Cahide Sonku, mahkemede 5 kez ve toplam 27 saniye görünüyor. Gelinine neden yardım etmediği belli değil.Kemal, filmde biraz silik kalmış. Bazen bir dediği diğerini tutmuyor. “Dünyada sevdiğim ve ölünceye kadar da seveceğim tek kızsın… Müsaade etsen bir ömür boyu yanında olmak isterim” diye atıp tuttuktan sonra söyledikleri pişmiş aşa su katar; “Teyzem seninle ilgilendiğimi bilse beni evde bir dakika bile tutmaz. Bütün yardımını keser.”Fatma’yı öpmek istemesi de en olmayacak yerde. Osman’ın kullandığı araba ile uçağa yetişecekler. Boncuk ve Feridun Karakaya yanlarında. Genç kadın, aynadaki gözyaşlarından ‘gizli aşkı’ anlamış. Bir ruh sarsıntısı içinde. Bizimki, daha önce yalnız oldukları onca sahnede yapmadığı şeyi böyle bir ortamda yapmaya kalkışıyor.Abisinin Osman’ı nasıl öldüreceği çelişkili. Necip Tekçe’ye göre “…Kiralık bir katile geberttirecek seni”. Oysa Turgut, görüş gününde “Çıktığım gün vuracağım seni… Benimle aynı kanı taşıyan birini kiralık katile vurdurmak istemem” demişti.Aşk yönünden iki kardeşin kaderi aynı. Sevdiklerine kavuşamıyorlar.Filmdeki bazı sözler çok çarpıcı. “Kumarbaz milletinin eli kanlı olur.” Başka bir sahnede; “Aşkta, kadında ve kumarda kayıp ve kazanç sonunda belli olur.” Neden ‘aşkta ve kumarda’ değil de ‘aşkta, kadında ve kumarda’ dediği anlaşılmıyor. Ne var ki Osman’ın ‘aşkta’ kaybedeceği baştan belli. ‘Kumarda’ kazandıkları ise Boncuk için.Kendisine oldukça acımasız; “Kartaloza çeyrek kalmış it baytarı gibi bir herif.”Necip Tekçe’yi iki kişi seslendirmiş. Başta Erdoğan Esenboğa ve sonda “Biraz evvel hava meydanına gitmiş” derken Rıza Tüzün.‘Hatari!’deki (1962) ‘The Sounds of Hatari’ (Henry Mancini) melodisinin heyecan kattığı poker sahnesi. Kumarbaz rolündeki Yaşar Şener’in seslendirmesi de iki kişi tarafından. “Yine kaybettiniz Beyefendi. İsterseniz devam etmeyelim” dışındaki kısımlarda Fikri Çöze.Bu sırada ilginç bir şey var. Osman, kâğıt dağıtırken karşısındakine bir kart eksik verir.Mehmet Ali Akpınar’ın kumarhanesi ‘Çirkin Kral’da (1966) Nurlanların eviydi.Filmde benzer plakalı iki araba var. ‘34 DK 277’yi ‘Meleklerin İntikamı’ (1966) ve ‘Hırsız’ (1965) filmlerinden; ‘34 DK 278’i ‘Hicran Gecesi’nden (1968) anımsıyoruz. İkisi de Osman Seden’e ait olmalı.Pasaport memuru Ali Demir; Hapishane Müdürü Mehmet Büyükgüngör; Mahkemedeki konuk Talia Salta; ‘Şen Sahne’ seyircisi Silvana Panpani çok güzel.Hasan Ceylan’ın kumarhanesindeki Ali Ekdal’ı, bıyıksız olduğu için tanımak çok zor.  Osman’ı Sadri Alışık; Fatma, Selma ve otobüste “Kaç kere söyledim ‘çocuğum böyle olmaz’ ama kim dinler” diyen yolcuyu Jeyan Mahfi Ayral; Feridun Karakaya kendini; Turgut’u Sadettin Erbil; Yargıç Nubar Terziyan’ı Rıza Tüzün; Mehmet Ali Akpınar’ı Kemal Ergüvenç; Hasan Ceylan’ı Süha Doğan seslendirmiş.  Feridun Karakaya’nın da cesaretlendirmesi ile ‘aşkını itirafa’ karar vermiş. O heyecanla eve geldiğinde Fatma, Kemal’in kolundaydı.Fatma; “Abi!”Osman; “E… Evet?”Fatma; “Şey!”Osman; “Evet! Yoksa?”Fatma; “Biz, biz evleneceğiz Abi. Tebrik etmeyecek misin, Abi?”    

Yandex.Metrica