Sana Ağlamak Yakışmaz

7,60

( 3 kişi yorum yaptı )

Sana Ağlamak Yakışmaz

Sinema Filmi

1969

Köye yakın bir dere kenarı. At arabasındaki sevdalılar..
Neslihan ; “Nerede kaldın Yiğit? Dadımı (kasabadaki) pazarda oyalamaktan canım çıktı.”
Yiğit ; “Annem çok hasta Neslihan. Gelirken eczaneye uğrayıp ilaç aldım..(Doktorlar) durumunu iyi bulmuyorlar. Babamın ölümü çok sarstı onu.”
Neslihan ; “Bütün bunlara babam sebep oldu değil mi? Bir başkası olsa..intikam almaya kalkar, kana kan ister.”
Yiğit ; “..Hayır Neslihan, kötülüklere, kin ve kan davasına karşıyım ben. Baban babamı öldürdüyse, ben de onu öldürmekle hak tecelli etmez. Yanlış bir zihniyet..Seni seviyorum Neslihan. Delice, taparcasına. Kimsenin gücü yetmeyecek bizi ayırmaya. Ne seni almak isteyen Ömer Ağa’nın vereceği başlık parası ne de babanın diretmesi..Yarın gidip konuşacağ ım babanla. İki aile arasındaki bu kan davasına bir son vermesini söyleyeceğim. Sonra da seni isteyeceğim..‘İstediğin arazi mi toprak mı çiftlik mi?’ diyeceğim ona. ‘Kızını bana vermekle zaten akraba oluyoruz. Aramızda sen ben davası kalmayacak’ diyeceğim.”

Kendi de ismi gibi olan Yiğit ; Hastalıklı annesi ve kardeşleri Süleyman ile Zeynep’ten oluşan ailesi ile çiftçilik yapıyor. ‘Köyün astığı astık, kestiği kestik Davut Ağası’nın kızı Neslihan’la sevdalı.
Zorluk bu kadarla kalsa yine iyi. Filmin sonlarına doğru genç kızın, arkadaşı Ayşe’ye, aşkları için söyledikleri “Orta mektep sıralarındayken söz kesmiştik kendi aramızda. Sonra, Yiğit lise bitirmek için İstanbul’a gitmişti. İşte o sıralarda babamla babası arasında arazi kavgası oldu. Ve babam onun babasını tarlada öldürdü. Bu yüzden iki aile arasında kavga başladı.”
Delikanlı, belki okumasının belki de büyük şehir görmesinin etkisi ile kan davasına karşı çıkarken, kardeşi Süleyman intikam için yanıp tutuşuyor. Davut Ağa’nın, evlerine kadar gelip “Bana bak Rüstem’in oğlu, kaç sefer haber gönderdim sana ‘kızımı rahat bıraksın’ diye..Sen kim Davut’un kızına göz koymak kim..Bir daha kızımın karşısına çıkacak olursan bacaklarını kırar, bu dünyayı zindan ederim tüm sülalene. Anlaşıldı mı?” diyerek gözdağı verdiği gün abisine şunları söyler “..Niçin haddini bildirmedin ona. Daha ne kadar sabredip bekleyeceğiz?..Babamızı öldüren, malımızda gözü olan bu haris adamın küstahlığına neden boynu bükük kalıyorsun anlamıyorum.”
Davut Ağa’nın kardeşi Remzi Amca da, Yiğit gibi, sorunların iyilikle çözümünden yana. İlyas’ın bahçeli kahvesinde, delikanlıdan annesinin hastalığını ve Neslihan’ı istetecek kimsesinin olmadığını öğrenince nasıl da babacan davranmıştı ; “Biz ne güne duruyoruz? Hadi kalk, gidelim de konuşalım Davut’la.” Ama, Davut onları kovulmaktan beter eder.
Üstelik hemen o gece “Hadi güzel hatırın için bin lira daha ineyim” diyerek, Neslihan’ı 19 bin lira başlıkla Ömer Ağa’ya ‘verir’. [‘Bataklık Bülbülü’ (1973) filminde “Mal için satılır mı insan?” diyen Zeynep’e Yusuf’un yanıtı ; “Satılmıyor mu?”]
Cem Karaca-Apaşlar (ve Ferdy Klein Orkestrası), ‘Zeyno’ adlı şarkıda (1969) “Kız almak için başlık vermek gerek//Oysa fakirin biri Memed” demişlerdi. Yiğit’in durumu daha zor, arada bir de kan davası var. Şarkı şöyle devam ediyor “Sevda bu fakir zengin dinlemez//Aldı kızı kaçırdı Memed.” Yiğit de aynı şeyi, üstelik düğün gecesi yapar.
Günler sonra Süleyman şunları anlatıyor “Davut Ağa…Siz kaçtıktan sonra çiftliği bastı. Yaktı, yıktı…Anamı yakarak öldürdü. Zeynep çıldırdı. Kasaba hastanesine kaldırdılar.”
Kaçıp kovalama ; Ölümüne kavga ; Bıçak ; Silah. Neslihan ve Yiğit birbirlerine kavuşurlar ama ne onlarda ne de bizde sevinecek hal kalıyor. Ne olurdu mutlulukları bunca ölü ve yaralı olmadan gerçekleşebilseydi.

Süleyman’ın ölmeden önce söyledikleri “Evimizi yeniden yapacağız. Boy boy yeğenlerim olacak. Onlara ata binmeyi, silah kullanmayı öğreteceğim. [Bu sonuncuyu hemen unutup, onları, Yılmaz Güney filmlerinde olduğu gibi ‘beyaz yaka siyah önlükle’ okula (kapatılmasalardı, bir Köy Enstitüsüne) göndermek istediğini varsayıyoruz.] Sizin saadetinizi seyredeceğim…Ne o abi, ağlıyor musun yoksa? Abi, Sana Ağlamak Yakışmaz.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Nazmi Özer
Senaryo
Yapımcı Nevzat Pesen
Görüntü Yönetmeni Yılmaz Ceylan
Eser
Süre 71 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Başlık Parası, Bataklık, Kan Davası, Köy Daha Fazlası

Oynayanlar

Tarık Şimşek Tarık Şimşek Davut Ağa'nın Adamı
Nermin Özses Nermin Özses Yiğit'in Annesi
Tijen Par Tijen Par Sevgi Can Seslendirmesi
Hasan Ceylan Hasan Ceylan Remzi Ağa
Tugay Toksöz Tugay Toksöz Yiğit
Sami Tunç Sami Tunç Süleyman
Sevgi Can Sevgi Can
Hakkı Kıvanç Hakkı Kıvanç
Mine Mutlu Mine Mutlu Neslihan
Baki Tamer Baki Tamer Davut Ağa
Tahsin Korel Tahsin Korel

Ekip

Kurgu İsmail Kalkan (Kurgu)
Yönetmen Ekibi Muzaffer Fırat (Reji Ekibi)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Tasarım Kemal Börçetin (Afiş)

Firmalar

Pesen Film (Yapım)
Ses Film (Film Hazırlık)
Süperfon Stüdyosu (Seslendirme)
Ender Işık Servisi (Işık)

Son Yorumlar (3)

Sadece Ünsal Emre avatar Sadece Ünsal Emre 04 Eylül 2010 02:15:09

ben sami tunç için izledim

kamil zafer 09 Ağustos 2009 13:18:08

4

   Yine felaket cinsten ucuza getirilmiş bir film.Tanıtımında ki yazılarda bile meymenet yok,çözmek için bir çivi yazısı uzmanıyla seyretmek lazım.Konusu MS 5000 de bile var olabilecek cinsten.Nasıl olmasın ki ;Başta gözü kara zalim bir ağa,her zaman var olan bir kan davası ve bunların tam ortasında birbirini seven hasım iki genç.İşte kız kaçırmayla başlayıp ortalığı Teksas'a döndüren olaylar zinciri.Nedense de hep ağa tarafı haklanır! Her neyse;Verdikleri ağır kayıplar sevenlerin kazançları,kavuşamamalarına sebepse adalete olan borçları olur.Meselenin hepsi bu,yalnız işlenişi berbat.B.Tamer alışık olmadığımız bir karakterde. 9.8.09  Zafer ALGAN

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 23 Temmuz 2006 13:47:07

10

‘Sarı Çöl’ün nihayetindeki ormanda, Hasan Dayı’nın evinde saklanan’ iki sevdalı…Siyah beyaz filmde bile yemyeşil bahçedeki konuşmaları…
Neslihan “Bazen düşünüyorum da insanlar neden böylesine kindar ve kötü oluyor. Babam gibileri tabi.”
Yiğit “Üzüntün yersiz sevgilim…Aradan bir süre daha geçsin, baban ‘Onları affettim. Gelsinler’ diye haber gönderecek. İşte o zaman…”
Neslihan “O zaman dünyalar bizim olacak. Davullu zurnalı bir düğün yapacağız. Kaçak aşıklar gibi insanlardan uzak yaşamayacağız. Bizim de yuvamız…”
Yiğit “ Çocuklarımız olacak. Sen evde onlarla ben de çiftlik işleriyle meşgul olacağım. Her kasabaya gidişimde sana birbirinden güzel hediyeler alacağım.”
Neslihan “Bu sözlerin bile mutluluk veriyor Yiğit. Senin yanında olduğum zaman hayatı daha çok seviyorum.”

Filmde en fazla ‘Ötme Bülbül’ ve ‘For a Few Dollars More’ (1967) için Ennio Morricone’nin yaptığı ‘Addio Colonnello’, ‘Osservatori Osservati’ melodileri kullanılmış. Davut Ağa’dan kaçan Neslihan ve Yiğit’in, bu melodiler eşliğinde ve tek atla, perişan bir şekilde çölü ve bataklığı geçmeleri, bataklıkta canlarını güç bela kurtardıktan sonra tepeden tırnağa çamur içindeyken öpüşmeleri yapıtın en başarılı bölümleri. O zor çöl koşullarında bile birbirlerine sevgilerini söylüyorlardı. Yiğit (Hayri Esen’in sesi ile) “Yoruldun mu Neslihan?” dediğinde “Sen yanımda olduktan sonra dünyanın öbür ucuna bile giderim” yanıtını alıyor. Başlangıçta 4 olan atlı takipçi sayısı kovalamaca bittiğinde 5 oluyor. 36. ve 54. dakikalarda Davut Ağa ve diğer atlıların aynı görüntülerini izliyoruz. Damat adayının Yiğit değil de Ömer Ağa’nın olması dışında bir hatası(!) olmayan köy düğünü ve kasaba pazarı ne kadar güzeldi. Şimdilerde insandan çok olan motorlu taşıtı, yalnızca iki sahnede (İlyas’ın kahvede ve pazarda) çok uzaktan ve toplam 3 saniye görmek çok rahatlatıcı.
Filmin başında kardeşini yatıştırmak isteyen Yiğit şunları söylüyor “..Kaç defa söyledim sana, kötülükle iş olmaz..Davut Ağa babamızı öldürdü diye biz de onu mu öldürelim. Ya sonra ne olacak. Onun çocukları bizi bizimkiler onları. Böylece kan davası sürüp gitsin mi istiyorsun..Hayır Süleyman olmaz böyle şey..Bırak kanun versin cezasını.” Süleyman’ın yanıtı insanı ürpertiyor “Verdi mi? Para ile tuttuğu adamlardan biri suçu üzerine aldı, mesele kapandı gitti. Ne olduysa bize oldu.Yalan mı?”
Remzi Amca’nın kardeşi Davut Ağa ile konuşması sırasında ‘bir çift öküz yüzünden 6 yıl dargın durduklarını’ anlıyoruz.
Tijen Par’ın seslendirdiği Ayşe’nin babası Hasan Dayı’yı ‘Anadolu Ekspresi’ (1973) filminde cezaevi görevlisi olarak göreceğiz.
Davut Ağa ve adamları, Süleyman’ı kırbaçlayıp sağ elini tüfekle vurarak kırıyorlar. One-Eyed Jacks (1961) filminin ilk uyarlaması olan Dağların Oğlu (1965) filminde de, benzer şekilde Hamo (Erol Taş) Rüzgâr Mehmet’i (Yılmaz Güney) kamçı ile dövüp elini kırmıştı.

Filmin sonunda Yiğit “Kanundan kaçılmaz Neslihan. Gene beraber oluruz eğer beklersen beni” dediğinde genç kız şöyle yanıt veriyor “Seni ömrümün sonuna kadar beklerim. Ömrümün sonuna kadar.”

Yandex.Metrica