Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Parmaklıklar Arkasında

Parmaklıklar Arkasında

8,76

(4 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 18 Dk Duygusal Macera Dram Duygusal, Macera, Dram

Yönetmen: Mehmet Bozkuş Mehmet Bozkuş

Ülke: türkiye

Oyuncular: Necabettin Yal, Ali Seyhan, Necdet Tosun, Turgut Savaş, Mehmet Ali Akpınar, Osman Han, Enver Dönmez, Zeki Sezer, Feridun Çölgeçen, Birsen Ayda Devamını Gör...

Konusu : “Gioconda’s Smile” albümündeki (1965) ‘Mr. Noll’ (Manos Hadjidakis). Ağaçlar altındaki sahne. Ali; “Seviyor-sevmiyor diye boşu boşuna yolma güzelim çiçekleri Gül. Seviyorum. Hem de o biçim işte. Aklım karışıyor. Aşkından, uykudan yemekten kesildim.” Gül; “Sevdiğini biliyorum Ali.” Ali; “Öyleyse papatyanın günahı ne?” Gül; “Benle evlenecek mi evlenmeyecek mi diye fala bakıyorum.” Ali; ; “Ah be kızım, elimde olsa yakalar nikâh memurunu şu an şu saniye evlenirdim seninle. Biliyorsun be Gül’üm, evlilik aşkla yürüse en kralını ben yaparım. Lakin mübarek dava şu para denen nesnenin başında patlıyor. Vaziyet malum, alt tarafı senin çalıştığın fabrikada patronun hususi şoförüyüm. Kuru başıma bile zar zor geçiniyorum.” İstanbul ve balıkçıları izlediğimiz jenerikteki melodi; ‘Dead Ringer’ (1964) için yapılan ‘The Police is Waiting’ (André Previn). İki âşık. Birbirlerinden başka kimseleri yok. Girişinde ROCHE-Arı Bisküi ve (ilk harflerini okuyamadığımız) DYOLİN (herhalde ‘RADYOLİN’) yazılı fabrikada çalışıyorlar. [Burayı ‘Kardeş Kavgası’ (1967) ve ‘Aşk Bu Değil’de (1969) görmüştük]. Gül, sekreter; Ali ise (adı söylenmeyen) fabrikatör Feridun Çölgeçen’e ait ‘34 HA 578’ plakalı Mercedes’in şoförü. [Kartal Tibet’e ait bu kırmızı arabayı ‘Ölmeyen Aşk’ (1966), ‘Benim De Kalbim Var’ (1968), ‘Sevemez Kimse Seni’ (1968), ‘Cilveli Kız’ (1969) filmlerinden anımsıyoruz.] Kendileri gibi sevgileri de öylesine güzel ki Ali’nin durmaksızın akçeli sorunlardan söz etmesi çok yadırgatıcı. ‘Biri selam verse de parasızlıktan yakınsam’ gibi bir hali var. Patronu “İşittiğime göre bizim memure Gül’le nişanlanacakmışsın” dediğinde yanıt hazır; “İnşallah, efendim! Mali vaziyetim biraz daha düzelirse yapacağız bir şeyler.” Efkâr dağıttıkları gazinoda içki arkadaşı “Her kız, Gül Abla’nın sana âşık olduğu gibi sevse bir şey istemeyiz” diye sevgilerini övmek mi istiyor bizimkinin karşılığı aynı minval üzerinde “Sevmek ne halta yarar be Kamil? Aşk iyi ama züğürtlük kötü. Evlenmek, para olmayınca neye yarar?” Gül’e kalsa ‘ikisinin kazancı birleşirse geçimleri kolaylaşacak’. Güçlükleri aşabilecekler. Oysa bizimki bambaşka âlemde. Hem kel hem fodul. “Acele etme be yavrum. Pek kuyruğum sıkışmazsa nikâhtan sonra seni çalıştırmak istemem... Biz böyle görmüşüz” diyor. Babası “Kadın kısmı evine yakışır” dermiş. Yoksulluk evliliğin mezarıymış. Karısı ‘tuz’ dedi mi içi ‘cız’ edermiş insanın. Rahmetli, işi ‘erkek adamın ne karısı ne de kendi çalışır’a dek götürmemiş çok şükür. Patronun “Şu yılbaşını atlatalım zam vereceğim ikinize de. Düğününüz fabrikada olur. Bütün hesaplar benden” demesi ve bir ihtimal, köşklerinin önündeki sarmaşıklı küçük binayı kahramanlarımıza bırakacak olması bile delikanlının mızmızlanmasını kesmiyor. ‘Esas çocuk’luğuna yakışmayan bu durum, soygun ve cinayetle suçlanacağı mahkemede aleyhine kanıt olarak kullanılacaktır. ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Gassing the Gangsters’ (John Barry). ‘Kötü adam’ ve patronun yeğeni Turgut’la karşılaşmamız bu gergin melodi ile. Daktilosunun başındaki Gül’e sataşıyor; “Fabrikamızın kraliçesi. Sen şoförlere layık değilsin. Ben, bir bakıma fabrikanın sahibi sayılırım. Seni bırakmayacağım Ali’ye.” Bazen yoksullarla varsılların sorunu aynı olabiliyor. ‘Yeğen’ de ‘para’ için nereye saldıracağını bilemez haldeydi. Kumar borcu gırtlağı aşmış. Barlarda çar çur ettikleri de cabası. Eline geçenle 10 aile geçinir. ‘Beleşten tonla aylık’ almasına karşın ne doğru dürüst çalışıyor ne de fabrikaya muntazam geliyor. ‘Müşfik, temiz kalpli üstelik milyoner’ amca, nihayet resti çeker. Her gün karşısına dikilip ‘para para’ diye kafasının etini yemesinden sıkılmış. Bundan sonra maaşı ile yetinmek zorundaymış. Oysa Turgut’un istediği topu topu ‘3 bin liracık’tı(!). ‘Mevlana’ ile göbek atan dansöz sevgilisi Jale de artık yanına gelmiyor. “Erkeklerin masasına gönlümüzün isteği için değil ısmarladıkları viski-şampanya aşkına otururuz biz.” Turgut’un pavyonda harcadığı binlerce lirayı da unutmuş. “ Biz hafıza ile değil hâsılatla para kazanırız.” ‘Goldfinger’daki (1964) “Pussy Galore’s Flying Circus” (John Barry). Kumar masasında işler iyi gitmiyor. Yine kaybedip 1-2 ay ‘mühlet’ isteyince Mehmet Ali Akpınar’ın ‘nazik’ yumruğu ile uyarılır. “Burası Emniyet Sandığı değil oğlum. İki ayda kim öle kim kala. Amcandan iste. Vermezse çalarsın. Milyonları var moruğun. Ya bir hafta içinde para gelir ya da kendini mezarlıkta bulursun.” Amcabey para vermez, ötekiler tehdit eder. Sonunda adamları Demir-Turgut Savaş ve Enver Dönmez ile bir plan yapıyor. Fabrikayı soyacak ve bunu ‘mikrop’ dediği Ali’nin üstüne yıkacak. Gül de kendisine kalacak. ‘Bir taşla iki kuş’ diyor ama aslında ‘üç kuş’. ‘Çargâh Sirto’yu dinlediğimiz. Pavyon. Demir, kahramanımızı dolduruşa getiriyor. “Abi, bir haber çalındı kulağıma. Senin Gül Abla, bu gece fabrikada nöbetçi. Turgut Bey, meyhanede içti içti fabrikaya gitti. Gül Abla’ya sataşacakmış.” Bunu duyan Ali’yi tutabilene aşkolsun. Düşmanları da zaten orda bekliyorlardı. ‘The Spy Who Came in from the Cold’ (1963) (Sol Kaplan). Soygun bu melodi ile. Ali gelmiş. (Zili çalıyor ama sesi ‘tak tak’ diye kapıya vurmak şeklinde). ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Dawn Rain on Fort Knox’ (2.40-3.20 arası) (John Barry). Demir, gizlendiği yerden 4 el ateş ederek Bekçi Kadir’i ağır yaralar. Zavallı adamın ölmeden polise söyledikleri kahramanımızın hayatını karartacaktır; “Ali... Şoför Ali’yi gördüm.” [Aynı yerde ‘Kardeş Kavgası’ndaki (1967) İsmail-Süleyman Turan da kurşunlanmıştı]. Ahmet Açan-Savcı, Necabettin Yal ve Ali Demir Ağır Ceza üyeleri. Hırsızlık-cinayet suçlaması ve ‘en ağır şekilde cezalandırılma talebi ile’ yargılanıyor. Duruşma ‘tahkikatın genişletilmesi ve yeni şahitlerin ifadesinin alınması için 7 Temmuz 1967, saat 10 otuza bırakılır’. Koğuştaki kader mahkûmlarından biri de ‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım. “Gioconda’s Smile” 33’lüğündeki (1965) ‘Mr. Noll’ ile başlayıp ‘Concerto’ ile (Manos Hadjidakis) sona eren görüş günü. Bu işte Turgut’un parmağı olabileceğinden şüphelenmiş. Adım adım izlemesini istiyor Gül’den. Cebi tekrar para gören ‘Yeğen’ neşe içindeydi. Kumara devam. Jale’ye ‘şampanya dolu havuzda banyo yaptıracakmış’. The Shadows’dan ‘Foot Tapper’ (1963) (Marvin Welch). “Beni inhisarına aldın. Hep senin masandayım. Öbür müşterilerim kıskanacaklar” diyor güzel dansöz. Gül de ağzından laf alabilmek için arabası ile eve bırakmasına bile razı. [Turgut’un ‘34 FR 689’ plakalı Ford’unu ‘Suçsuz Firari’ (1966), ‘Kolejli Kızın Aşkı’ (1966), ‘İntikam Uğruna’ (1966), ‘Beyoğlu Esrarı’ (1966), ‘Bar Kızı’ (1966), ‘Kardeş Kavgası’ (1967), ‘İdam Mahkûmu’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz]. Ali, bir başka görüş günü ‘demir eğesi’ istiyor sevgilisinde. Daha fazla beklemeye tahammülü kalmamış. Gül bir bohça ile gelir. Yalancı dolma, sucuk, ekmek, paskalya çöreği falan var içinde. Ekmeklere de iki eğe yerleştirmiş. Hücreye atılmak için Erdoğan Seren ile kavga çıkartan Ali isteğine kavuşur. Parmaklıkları keserken iki türkü (“İzmir’in Kavakları”, ‘Mahpushane Çeşmesi Yandan Akıyor Yandan’) ve bir şarkı (Aman Esmam, Aman Canım Yosmam) tutturmuş. Eğenin sesini böylelikle bastırıyor. Kaçış görüntülerinin bir kısmı aynı yıl çevrilen ‘Zehirli Hayat’ta kullanılacaktır. Takip sahnesinde ilginç bir şey var. Polis’in [‘Suçsuz Firari’ (1966), ‘Ölüm Saati’ (1967) ve ‘Eceline Susayanlar’da (1967) gördüğümüz] ‘34 FS 810’ plakalı ‘Chevrolet’si biraz sonra (‘POLİS’ yazılı bant sökülerek) Jale’nin arabası olmuş. Genç kadın kahramanımızı evine götürür. Sevdalanması o kısacık sürede. “Seni ilk görüşte sevdim Ali. Yoksa arabamda gizler, polisten kaçırmak çılgınlığını göze alır mıydım” diyecektir. “Tam da sevip sevişecek durumdayım ya.” Kahramanımız bu havadaydı. Yine de sarmaş dolaş olurlar. Oysa “Merak etme, ben O’nun evindeyim ama senden başka bir kadına yer yok kalbimde” demişti Gül’e. [‘Three Days of Condor’daki (1975) Joseph Turner da ortalıkta kan gövdeyi götürürken resim sergisine gitmeye ve Kathy Hale ile sevişmeye vakit bulabilmişti]. Suçsuzluğunu kanıtlaması, kendi çabasından çok, iki güzel kadının sayesinde. ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Teasing the Korean’ (1.22 sonrası) (John Barry). Turgut, bu sırada çılgın bir şey yapıyor. Gül’ü (Orhan Günşiray’ın kayınvalidesi Hafize Hanım’ın Yeniköy’deki köşküne) kaçırır. Ali’nin yerini söyletmek için işkence eder genç kıza. Döverek bayılttıktan sonra boynunu, omzunu öpüyor. En rahatsız edici olanı da göğsünde sigara söndürmesi. Neyse ki bu daha fazla uzamadan Ali yetişir. ‘Lawrence of Arabia’daki (1962) ‘Miracle’ (Maurice Jarre). Asıl hesaplaşma sondaki Antrepo sahnesinde. “Gioconda’s Smile” albümündeki (1965) ‘Countess Esterhazy’ (Manos Hadjidakis). Boğazı gören ağaçlı tepe. Yumurta, zeytin, ekmek ve şahane bir beyaz peynirden oluşan öğle yemeği. Delikanlı söylemeyi unuttu, sofrada ayrıca taze soğan ve hepsinden önemlisi sevgileri var. Gül; “Senle beraberken her yer güzel geliyor Ali. Şimdi bir başkasıyla en lüks lokantada yemek yesem bu zevki alamazdım… Demek ki evlenince bir gecekonduda (bile) otursak mesut olacağız” Ali; “Belki ama seni gecekondularda yaşatmak istemem.” Gül; “Benim gözüm sadece sende. Yükseklerde değil ki.” Ali; “Güzelsin, çok güzelsin. Yükseklere, iyi yerlere, iyi şeylere layıksın. Ya seni iyi yaşatacak duruma gelmeden evlenmem ya da senin benden layık birini bulman için ayrılırım.” Gül; “Ayrılmak mı? Sensiz yaşamaktansa senle aç bilaç yoksul yaşamayı hatta ölmeyi tercih ederim.” Ali; “Kulağıma bazı şeyler takıldı… Patronun yeğeni Turgut sık sık yanına geliyormuş.” Gül; “Ne çıkar bundan.” Ali; “Kısmetine mani olmak istemem yavrum. Benim gibi üç kuruşluk şoför parçası yerine bir milyoner çocuğuyla evlenmek daha işine gelir.” Gül; “Seni dünyalara, milyonlara değişmem ben… Benim için serserinin, kendini bilmez budalanın biri O.” (Yazan: Murat Çelenligil)



TubaArtan

1 Mart 2017 15:26

konusu o kadar çok film de işlendi ki.. keşke biraz daha yaratıcı olsaymış senaristler ya da yönetmenler... klişe olsa da, yine Kartal Tibet için izlenir.

Cevap Yaz

benimsinema

16 Haziran 2013 17:34

Filmde ne yalan söyleyin ara ara calan o esrarengiz müzigi begendim... Kartal Tanju ve Hülya üçlüsünü bi arada görmek kadar güzel bisey olamaz... Kartalla Hülya aşk yasarlar ayni fabrikada, fabrika sahibin yegeni tanju isledigi cinayeti kartala yükler... Tanju hem paraya hemde Hülyaya sulanir... Hülya , Tanjudan süphelendigi icin onada yaklasir...kartal kendisini temizlemek icin mapustan kacar...rehine olarakta tanju Hülyayi kacirir...artik Kartala hem hülyayi hemde kendisini temize cikarmak düser...

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

20 Kasım 2010 00:41

...eski Aktör güçlü yönetmen "Kartal TİBET'İN" bir türlü bulup ta baştan sona izleyemediğim filmlerinden...

Cevap Yaz

star

20 Haziran 2006 10:48

kartalla hülya aynı fabrikada çalışan ve ilerde evlilik hazırlıkları yapan iki sevgilidir.hülyaya aşik olan tanju kartala tuzak kurarak hapise düşmesini sağlar ..artık hülyaya kavuşmak için hiçbir engel kalmamıştır.hülya ise kartalın suçsuz olduğunu kanıtlamak için tanjuya yakınlaşir...vasat.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica