Çıldırtan Arzu - Adem ile Havva

8,67

( 3 kişi yorum yaptı )

Çıldırtan Arzu - Adem ile Havva

Sinema Filmi

1967

‘The Happy Carousel’ (1963) (Henry Mancini). Kasabadaki Lunapark (ama filmde ‘Panayır’ olarak geçiyor) ve içki, kumar, cinsellik eşiğindeki genç.
Gül; “Gel, çadırıma gidip rakı içelim.”
Kâmil; “Ben rakı içmem.”
Gül; “Ben seni alıştırırım. Gel şekerim.”


Adı önce ‘Âdem ile Havva’ olarak düşünülen filmin tanıtım yazısında cennetten kovulmayla ilgili bir tavan resmi (1510) (Michelangelo) var.
[Kâmil’i de seslendirecek olan Hayri Esen; “Âdem için bir dünya yaratıldı//Ve Havva ile temeli atıldı//…//Sonradan yalan eklendi adına//Doyum olmadı yalanın tadına//**//Evvela Havva denedi sözünü//İnanmamak o gün doğdu kadına//**//O günden beri söz erkeğin oldu//Bütün kâinata insanlar doldu.”]
Bayanla rla ilgili bu sert sözlerden sonra Âdem’i tanıyoruz. Saçları kırlaşmış, öfkesi burnunda bir Kaptan. Daha görüntüye ilk geldiğinde Şirket Müdürü’nün odasını altüst ediyordu. Gemi kazasında kusurlu bulunduğu için ‘Milletlerarası Denizcilik Teşkilatı’nın kararıyla artık kaptanlık yapamayacakmış. Sadettin Erbil’in güçlü sesiyle “Yaparım lan, kimse kaptanlığımı elimden alamaz” diye yırtınıyor ama yolun sonuna geldiği belli. Denizci giysilerini filmin büyük kısmında, yüzerken bile üzerinde taşıyacaktır.
‘İkizler’ dediği oğulları Hasan ve Kâmil. ‘Leyleğin yuvadan attığı yavrular’. Karısının doğum sırasında ölmesini onlardan biliyor. Bir arkadaşının dağ köyündeki çiftliğinde senelerdir dünyadan habersiz büyümüş gösterişli iki delikanlı. Habil ve Kâbil gibi, Hasan ne kadar yaşatmak isterse Kâmil o kadar öldürüyor. Âdem kararını vermiş yeni bir başlangıç yapacaklar. Birinin üzüntüsü başkası için kurtuluş olabiliyor. ‘O kaza, o uğursuz kaza’ olmasaydı gençler ‘ömürleri boyunca Allah’ın dağında hayvanlar gibi yaşayacaklardı’.
‘Cennet Sahili’ (çekimler Karacabey, Boğazköy’de yapılmış). Bundan sonra yerleri burası. Artık kimse onlara karışamayacak. Uçsuz bucaksız bir deniz. Bembeyaz, köpük köpük dalgalar. “Hiç sonu yokmuş gibi. Bulutlar gibi.”
Ahşap evlerini yaparken bir şarkı tutturmuş; “Limanımızın en güzel kızı//Kalbimde bıraktı bir acı sızı//Denizin kızı, kutup yıldızı.”
Yiyecek almak için Dereköy’e indiğinde köylüler birini dövüyorlardı. Dünya güzeli Döne. Açlıkla bir tavuk çalmış. “Peki, niçin açsın?” Yanıt çok çaresiz; “Bu köyde herkes bana düşman. Anam ‘kötü’ oldu. Babam da onu vurdu, mapusta. Bana ‘kötünün kızı’ diye bir lokma ekmek veren yok. Hırsızlık yapmasam açlıktan gebereceğim.” Önce genç kızın adını Deniz olarak değiştirir. Evlenirler.
“Beyaz duvaklı Hatçem//Pembe topuklu Hatçem//Eller alamaz onu//Bana yazılmış Hatçem.”
‘İkizler’ zaten ‘ilk kez gördükleri deniz’ nedeniyle şaşkınken şimdi bir de ‘üvey ana Deniz’ var. Çiftlikte biri topal biri kör üç beş köylü karısından başka kimseyi görmemişler. Artık aralarında hır gür eksik olmaz. Âdem, bir kavga sırasında Kâmil’i biraz fazla okşayınca, jandarma kumandanının yanına, kasabaya gitmek zorunda kalırlar. Burada baba ve iki oğlu farklı şeyler yaşıyor. Kâmil, Lunapark’taki Gül’ün eline düşer. Zaten ‘kötü’ydü, burada öğrenmediği fenalık kalmaz. Hasan, Armatör Tahir Bey’in kızı Nilgün ile beraber olur.
Filmin ‘şeytan’ı Rüstem, Deniz’i gördüğünde arkadaşları Osman ve Ali ile sahilde çay içiyorlardı. Dudaklarından Sami Ayanoğlu’nun sesi ile dökülen sözler genç kızın güzelliği için fikir verebilir; “Vay, vay, vay, bu ne? Allah’ım bu ne? Ulan Osman, ben bu kıza sahip olamazsam kendimi yiyip bitiririm be.” Ali de “Ne afet bu Allah’ım” diyor.
Bu sırada Âdem’in ‘Cennet Sahili’ için para bulması gerekir. Kaptanlıktan kalma birkaç ‘ıvır zıvır’ı Rehinci Kazım’a vermeye gittiklerinde kasa açık ve para doluydu. “Al ordan, para al. Bu kadar çok paranın içinden senin aldığın parayı kim anlayacak.” Deniz’in söylediklerini yapınca hapishanenin yolu görünür.
[Agâh Hün’ün sesi; “Sen, ey Havva! Ağrı ve meşakkatle çocuk doğuracaksın. Her işinde kocana mahkûm kalacaksın. Ve O sana hükmedecek.”]
Korumasız kalan genç kıza Zeynep Teyze sahip çıkıyor(!). “Benim evim fakir fukara yuvasıdır. Kocanın evi gibi yer, içer, yatarsın.” Bu tatlı sözlerin Rüstem’in verdiği 500 lira hatırına söylendiğini sonra anlayacağız. Deniz, çorbasına konan uyku ilacıyla uyutulacak ‘şeytan’ da emeline ulaşacak. Neyse ki, çok hoş bir şekilde, üç arkadaş birbirlerini uyutunca plan gerçekleşmiyor. Meyhanedeki garson Orhan Çoban şaşkınlık içinde; “Bu akşam da önüne gelen uyuyor.”
Asıl kötülük ailenin içinden gelir. Kâmil iyice dağıtmış. Artık gündüz de içiyor. Bu sahnede filmin sürprizi ile karşılaşıyoruz. Nejat Saydam, işlerden yakınan Lunapark müdürü Ahmet rolünde. Seyirci, Gül’den bıkmış, ‘yenilik ve körpe güzeller istiyormuş’. Kâmil’in aklına Deniz gelir. Kaçırıp, “Atlas Okyanusu’nda Yakalanan Denizkızı” diye çadır tiyatrosunda şarkı söyletirler. Onu kurtarmak için çıkan kavgada Kâmil ölür. Hasan tutuklanır. 450. maddeden ipe gitmek üzere. ‘Nihansın Dideden’ (Hacı Faik Bey) ile sarhoşlaşan Gül’ün itirafıyla suçsuzluğu anlaşılıyor. Son yazısından önce Âdem, Deniz, Hasan ve Nilgün neşe içinde Cennet Sahili’nde koşuyorlardı. Mutluluklarına, biraz olsun ailedeki ölünün gölgesi düşmemiş midir?

“Dalgalarda şarkı var//Rüzgârda sızı//Kumlar üzerinde//Bir denizkızı//**//Engin denizlerde//Bir kalp hırsızı// Seni bekler durur//Rüyalarında//**//Gelme gelme ne olur//İstesen bile//Her şeyde sen varsın//Yosunda bile//**//Garip denizkızı//Gelmişse dile//Seni bekler durur//Kıyılarında.”
(Yazan: Murat Çelenligil)




Künye

Yönetmen Nejat Saydam
Senaryo
Yapımcı Murat Köseoğlu
Görüntü Yönetmeni Melih Sertesen
Süre 86 dk
Tür Dram
Ülke Türkiye
Etiketler Deniz, İlk Günah, Lunapark, Mahkeme, Meyhane Daha Fazlası

Oynayanlar

Fikret Hakan Fikret Hakan Adem Kaptan
Sevda Ferdağ Sevda Ferdağ Deniz
Tanju Gürsu Tanju Gürsu Kâmil
Salih Güney Salih Güney Hasan
Turgut Özatay Turgut Özatay Rüstem
Baki Tamer Baki Tamer Kumandan
Suzan Avcı Suzan Avcı Gül
Devlet Devrim Devlet Devrim Nilgün
Tanju Şarman Tanju Şarman
Atilla Ergün Atilla Ergün Osman
Alp Aslan Alp Aslan Ali
Handan Adalı Handan Adalı Neriman
Muammer Gözalan Muammer Gözalan Tahir
İsmail Varol İsmail Varol Kazım
İlhan Hemşeri İlhan Hemşeri
Ergun Köknar Ergun Köknar Nilgün'ün Nişanlısı
Nahire Kasay Nahire Kasay Zeynep
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Sevda Ferdağ Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Salih Güney Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Devlet Devrim Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Baki Tamer Seslendirmesi
Cüneyt Türel Cüneyt Türel Seslendirme
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Muammer Gözalan Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Seslendirme

Ekip

Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Ekibi)

Firmalar

Acar Film (Yapım)

Son Yorumlar (3)

benimsinema avatar benimsinema 28 Eylül 2013 15:41:03

10

cok güzel film cok begendim... cok degisik kesinlikle izlenmeli diye düsünüyorum.. zaten filmin kadrosu bile yeterli.... adam ile havvanin hikayesini anlatiyor azda olsa.... sanirim sevda ferdagnin en iyi filmi diyebilirim bu film icin

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 18 Haziran 2009 04:30:06

10

"Merhaba ikizler! Size tavuk getirdim, yumurta getirdim, tereyağı getirdim. Ha, bir de üvey ana getirdim. Ne öyle aptal aptal bakıyorsunuz be? Hiç kadın görmediniz mi?"
Köye yiyecek almaya gitmiş. Dönüşte bir de üvey ana getirmiş. Müjde verir gibi a nlatıyor. Delikanlılar şaşırınca da kızıyor.
Hasan ve Kâmil daha önce böyle güzelini ancak bir kese kâğıdı üzerindeki resimde görmüşler. Cennet Sahili'ndekine benzer denizi de 'bir gazetede'. O zamana kadar hayatla bağları gazete resimleriyle.

'Âdem ile Havva'nın bir uyarlaması. Ama kadının adı Deniz. Söylencede Habil, İklimya'nın ve Kâbil, Lebuda'nın ikiziyken burada kız kardeşler yok. Kâmil, Hasan'ın ikizi ama çok daha büyük gibi. 'Kötü' olduğu ilk dakikalarda anlaşılıyor. Hasan, yaralı çocuğa yardım için çırpınırken beriki hiç oralı olmamıştı. Yönetmen Nejat Saydam bu filmde iki kez görünerek 'Hitchcock Sendromu'nu da aşar. Önce Doktor Metin Sağlık sonra dalavereci Lunapark sorumlusu Ahmet olarak karşımıza çıkıyor. Başta 'iyi' sonda 'kötü'.
Kâmil, Ahmet'e "Babamın getirdiği bir kadın var. Resim gibi. Gören çarpılır. Babam onu 'Havva' diye çağırır" diyor. Oysa Âdem bir kez bile bu ismi kullanmamıştı.
"Osman oğlu Âdem Poyraz." Batan gemisinin adı 'Martı'. 1934 doğumlu Fikret Hakan, 1938 doğumlu Tanju Gürsu'nun ve 1943 doğumlu Salih Güney'in babası rolünde. 'Buzlar Çözülmeden' (1965) filmindeki 'Kaymakam'a benziyor. Öfkesi burnunda. Kâmil "Her gelişinde bir araba sopa yerdik senden" diyor. Çekimler sırasında 'seyyar bir eve benzeyen Volkswagen minibüsünü' kullanmış.
Âdem, Döne/Deniz'i dövenlerden kurtarıp götürmek ister. Bir dakika önce genç kıza 'namussuz' diye saldıranlar bu kez "Yoksa kendine metres mi edeceksin? Bizim köyün namusu var" diye yaygara ediyorlar. Kaptan'ın yanıtı çok güzel; "Demek ki bu kız köy içinde namussuz gözüyle bakılarak namusuyla açlıktan ölsün ha."
Lunapark ve orada çalışan Arap Celal'i her gördüğümüzde 'Charade' (1963) için yapılan 'The Happy Carousel' (Henry Mancini) duyuluyor.
Filmin güzel sahnelerinden birinde 'Te Quiero Dijitse / Munequita Linda' (1944) (Maria Grever) melodisi var. Armatör Tahir Bey'in kızı Nilgün nişanlanıyor. Ergun Köknar'ın canlandırdığı delikanlının adı söylenmiyor bile.
Neriman Hanım, jigolosu Arman ile toplantıya katılacak. Geldikleri arabayı 'Tapılacak Kadın' (1967) ve 'Aşk Mabudesi'nden (1967) anımsıyoruz. Nejat Saydam'a ait '34 HF 627' plakalı otomobil. Arman 'kulüpte bezik oynamak için onu ekince' Neriman toplantıya (yeni sevgilim diye tanıttığı) Hasan ile katılır.
Eddy Arnold, 'If You Were Mine, Mary' (1965) (Chip Taylor) adlı şarkıyı söylerken bizimkine anlatıyordu; "Babamın 3 tane fabrikası, Maçka'da kocaman bir apartmanımız ayrıca üç villamız, iki de kışlık evimiz var." Hasan'ın yanıtı tokat gibi, "Amma da kafa ütüledin be kocakarı." Birkaç dakika sonraki sözleri yine aynı 'güzellikte'; "Muşmula karı."
O gece Nilgün ile Hasan arasında, nişanı bozacak bir aşk doğuyor. Beraber oldukları sahnelere Şarlo'nun 'A Countess from Hong Kong' filmindeki 'This Is My Song' (1966/67) (Charlie Chaplin) melodisi eşlik etmiş.
Kasabanın Lunapark'ındaki Çadır Tiyatrosu. Atlas Okyanusu'nda yakalanan denizkızı burada Türkçe şarkılar söylüyor. "Sus sus sus kimseler duymasın" (1967/68) (Suat Sayın). Seyirciler arasında Silvana Panpani de var. Sonradan adının Nermin Hoşses olması bir öykü gibi. Ömrü vefa etseydi, Talya Salta'nın adı da belki Saadet Gülyüz olurdu.
Ağır Ceza Üyeleri Muzaffer Yenen ve Ali Demir çok güzel.
İsmail Varol tam bir tefeci olmuş.
Hasan 'kardeş katili olarak suçlandığı için' yaşayamayacağını düşünüyor. Görmüş geçirmiş Gardiyan Selahi İçsel'in sözleri; "Alışırsın, her şeye sen de alışırsın."
Ergun Köknar. Teknik Üniversite'de Mimarlık okumuş. Tiyatro-sinema oyuncusu, yönetmen yardımcısı, dublaj sanatçısı. "Beni sokakta gören kasap filan sanır" diyebilecek kadar özgüvenli. Kamera karşısına geçtiği ilk film 'Bataklı Damın Kızı Aysel' (1934). O sırada 4 aylıkmış.
Fikret Hakan'ın 'Sevda Çekmek' ile ilgili sözleri; "Başlangıcı çok güzel. Ama sonu cılk çıkmasa."
Deniz'i Jeyan Mahfi Ayral; Hasan'ı Fuat İşhan; Nilgün'ü Nedret Güvenç; Kumandan Baki Tamer'i Erdoğan Esenboğa; Osman ve Jandarma'yı Cüneyt Türel; Tahir'i Rıza Tüzün; İmam'ı Agâh Hün seslendirmiş.

Eddy Arnold'un 'My World' (1965) albümündeki 'If You Were Mine, Mary'nin sözleri; "If you were mine Mary know what I'd do//I'd take the stars Mary and give them to you."

Yandex.Metrica