Cilveli Kız

9,08

( 12 kişi yorum yaptı )

Cilveli Kız

(Cilveli Kız)

Sinema Filmi

1969

‘Cleoparta’nın (1963) Akademi Ödülü Adayı melodisi (Alex North) “Entr’acte / Love Theme”. Yoksul mahallesindeki Kiraz, babasının ameliyatı için ‘kara kara düşünüyor’.
Kiraz; “Doktorlarla konuştum. Ameliyat burda olamazmış diyorlar.” (Cümleyi ‘diyorlar’sız kursa daha mı iyi olurdu.)
Palabıyık Ömer; “Ya nerde olurmuş?”
Kiraz; “İngiltere’de.”
Pire Mehmet; “Vay anam vay.”
Tosun; “Bura nere..”
Ömer; “İngiltere nere.”
Mehmet; “Dünyanın bir ucu.”
Kiraz; “Bu ameliyat bize 50 bin liraya patlarmış.”
Ömer; “Bu kadar para nereden bulunur?”
Tosun; “Buluruz be… Ne yapar eder buluruz. İcap ederse banka soyarız.”
Mehmet; “Bankayı bu koca göbeğinle mi soyacaksın Tosun?”
Kiraz; “İşimiz Allah’a kaldı.”


Yalçın Ateş 6’lısı eşliğindeki Ay Feri, ‘Casatchok’un (1969) Türkçe uyarlaması (Edvard Saatçi) ‘Kaza Çok’u söylüyor; “Başımda eski kavak yelleri//Hatırla o eski günleri.”
Dans eden cıvıl cıvıl 4 işportacı; Kiraz, Palabıyık Ömer, Tosun ve Pire Mehmet. ‘Üç böcek bir çiçek’. Satışa başlamışlar, ortalık bayram yeri gibi. Hakiki İsveç çeliğinden mamul JOB Tıraş Bıçağı; ‘Top Attı Çamura Battı’ fabrikasından ‘kaşkorse’; Çorap.
Vapur ve Galata Köprüsü gibi kalabalık yerlerde tezgâh açıyorlar. Belediye’den kaçarken, Tosun bile bir dünya rekoru kırmış olabilir. Öğle yemekleri başka işportacılardan ve elbette, tek kuruş ödemeden. Lahmacuncunun olduğu sahnede Aydın’ın ‘34 HN 161’ plakalı Buick arabası görüntüye gelmişti.
Aynı tozlu sokakta oturuyorlar. Hepsi yoksul ama dostluk ve özverileri dünyanın tüm hazinelerine bedel. Diğerlerinin değil yalnızca Kiraz’ın evine konuk oluyoruz. Babası (adı söylenmiyor) bir kazada sakat kalmış. ‘Körpecik bir kızın eline baktığı için kendinden utanıyor.’ Ameliyat olup eski haline bir dönebilse. Biraz para her şeyi değiştirecek ama günü kurtarmak bile öyle zor ki. Dört kafadarın hesabına göre ‘yılda bin lira arttırırlarsa 50 yılda filan birikirmiş’.
Bura İstanbul, yoksulu da dertli varsılı da. Aynı günlerde Akay Ticarethanesi sahibi Hacı Hayrullah Bey’in ağzını bıçak açmıyor. Oğlu için ‘asil ve temiz bir aileden, namazında niyazında birini’ istemiş ama Aydın bula bula şarkıcı-striptizci Okşan’ı bulmuş. “Sülalesi Bey, Paşa. Tam 500 yıllık şecereleri var.” Bereket şoförleri Cemil Efendi uyanık biri; “Müstakbel gelininiz maalesef bir bar karısı Beyefendi. İspata hazırım Beyim”.
Okşan, Foliberjer’de Fausto Papetti’nin ‘I Remember N.2 In love with…’ (1965) uzunçalarındaki ‘Summertime’ (1935) (George Gershwin) ile soyunurken Hacı Bey de oradaydı. Evde “Vallah rızam yoktur” diye yırtınıyor ama oğlu kararlı; Başkaları ne derse desin evlenecek. ‘Aşk ferman dinlemiyor’muş.
Kader, yoksulluğun uçurumda ama umudun zirvesindeki Kiraz’la varsıl ama umarsız Hayrullah Bey’i bir vapur güvertesinde karşılaştırır. İkisi de ‘sıkışmış kul’ ve birbirinin ‘hızır’ı. Bizimkiler ‘nam olsun diye, millet menfaatine’ çorap, fanila satıyor. “Hey babam hey, batan geminin malları bunlar. Bugün var, yarın yok.” Bu sahnede filmin sürprizi ile karşılaşıyoruz. Tosun’un “Almayan pişman, buyur beyim” dediği yolcu; ‘İhsan Baysal’. O sıralar Kartal Tibet’in özel şoförüydü. Aynı yıl sinemaya başlayıp çok önemli bir sanatçı olacaktır.
Kiraz, bir köşede Aydın’ın derdiyle süklüm püklüm oturan yaşlı adama çorap satmak istiyor. Önceleri “İstemez… İhtiyacım yok… Zaten canım sıkkın” diye dirense de genç kız öyle güzel, öyle içten ve ‘Ekmek Kavgası’ nedeniyle öylesine tuttuğunu koparan biri ki sonunda “Bunlardan ver bakalım 10 tane” diyor. Aklına bir fikir gelmiş; “Sana daha iyi bir iş bulsam. Şöyle bol paralı bir iş. Kabul eder misin?”
Ertesi gün (unutulmaz ‘çikolatalı pasta’ sahnesi) işyerinde. “Hep beraber birleşip benim oğlana bir oyun oynayacağız. Sizi giydirip, kuşatıp benim evin yanındaki Köşke yerleştireceğim. Altınıza bir de lüx otomobil (bunu film boyunca göremeyeceğiz) çekeceğim… Benim kafasız oğlum bir bar kadınına âşık olmuş. Bu kadarla kalsa iyi ama kadını nikâhlamaya kalkıyor. (Demek ki ‘bar kadını’ ile beraber olmak ‘iyi’ evlenmeye kalktın mı ‘kötü’.) Kızım sen oğlumu bu kadından kurtaracaksın.” Kiraz sinirlenip “Anlamadım, sen beni ne zannettin hacı beyefendi?” diye parlıyor. Ama önerilen para ‘peşin 50 bin, iş bitince 50 bin daha’. Genç kız ona dünyanın kaç bucak olduğunu gösterirdi ama babasının ameliyatı. Zaten Hayrullah Bey’in bir şartı daha var; “Bana namus sözü vereceksin o kadını atlatıp yerine geçmek yok.” Bilmiyor ki Kiraz’a ‘koca’ değil ‘iş ve para’ lazım.
Kahramanlarımızdaki değişim müthiş. Kiraz, Avrupa’dan yeni gelmiş bir hanımefendi; Tosun, Aşçı; Ömer, Şoför; Mehmet, Mösyö Uşak. Artık ‘sosyete’ olmuşlar. “Meğer biz şimdiye kadar fare deliğinde yaşamışız da haberimiz yokmuş.” Ameliyat için gerekli paranın piyangodan çıktığına inandırılan baba, İngiltere’ye gider.
Kiraz’ın ilk yaklaşma denemeleri pek başarılı değil. Ama sonunda Aydın’la birbirlerini sevmeye başlarlar. Bu arada Okşan’ın gerçek niyeti ortaya çıkıyor; “Sadece paran için evlenecektim seninle. Ama… çok daha zengin birini buldum. Yoksa ne boynuzlar taktıracaktım sana.”
İki gencin aşklarını Boğaz ve fayton gezisi sırasında izliyoruz. Gece kulübünde Fausto Papetti’nin ‘Sax e Ritmi’ 45’liğindeki (1962) ‘Amado Mio’ (1946) (Allan Roberts / Doris Fisher) ile dansları çok güzeldi.
Aydın, bu kez Kiraz’la evlenmek isteyince yine kıyamet kopar. Babası “Yandın Hacı Bey. Giden barcı, gelen işportacı” diyor. Genç kıza davranışı çok kırıcı; “Oğlumla evlenmeyi aklından çıkar. Buna asla müsaade etmem asla. Öbürüne nasıl çare bulduysam sana da bulurum.”
Dört arkadaş yine ‘geldikleri yere dönmüşler’. “Fakat Kiraz eski Kiraz değildi artık. Tüm yaşama gücünü, neşe ve canlılığını kaybetmiş, gülmeyi unutmuştu sanki. Onun hüzün ve kederi arkadaşlarına da sirayet etmişti.” Aydın’ın da ‘dünyası yıkılmış’. ‘Aşka Tövbe’de (1968) Nazan’la evlenemeyen Mübin’e benziyor. İçki, sigara. Tek fark, ‘kumar’ın yerini gazinoda gördüğümüz ‘iki kadın’ almış. (Kiraz da, benzer şekilde, üzüntüsünü iki erkekle gidermeye çalışsaydı seyircinin tepkisi ne olurdu acaba.)
Bu günlerde genç kızın babası ‘karanlık gecenin parlayıp sönen tek yıldızı gibi’ geri gelir. Fondaki ses (Abdurrahman Palay) ‘tamamen iyileşmiş’ diyor. Ama görünen tek fark; Giderken koltuk değnekliydi, gelirken bastonlu. “Demek istiyorum ki senin kıza Milli Piyango vurmadı.” Mahalle kahvesindeki Ali’nin söylediklerine kızıp kızını tokatlıyor. Bu arada Aydın da ‘yoksul işportacı’sının yerini bulmuş.
Filmin sonunda herkes (ve Kartal Tibet’e ait ‘34 HA 578’ plakalı kırmızı Mercedes) bir mektup bırakıp giden Kiraz’ın peşinde. Genç kız ‘çok uzaklara’ gideceğini yazıyordu. Fazla uzaklaşamadan birbirlerine kavuşurlar.


‘All Alone Am I’ (1962) (Manos Hadjidakis / Arthur Altman). Aydın, sevdiğinin yoksul sokağında.
Aydın; “Dur, Kiraz.”
Kiraz; “Ne istiyorsun benden?”
Aydın; “Seni… Seni alıp eve götüreceğim.”
Kiraz; “Ama ben o bildiğin Kiraz değilim. Görüyorsun işte işportacı, berduşun biriyim.”
Aydın; “Ne olursan ol, kim olursan ol seni seviyorum… Seninle evlenmek istiyorum.”
Kiraz; “Sen aklını peynir ekmekle mi yedin? Koskoca Akay ailesine işportadan gelin götürülür mü?”
Aydın; “İster işportada ister çöplükte ol gene de seni, yalnız seni isterim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
















Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Müzik Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Eser
Süre 90 dk
Tür Duygusal, Komedi
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Ameliyat Parası, Gazino, İşporta, Zengin Fakir Aşkı Daha Fazlası

Oynayanlar

Filiz Akın Filiz Akın Kiraz
Kartal Tibet Kartal Tibet Aydın
Feri Cansel Feri Cansel Okşan
Hüseyin Baradan Hüseyin Baradan Palabıyık Ömer
Hulusi Kentmen Hulusi Kentmen Hayrullah Bey
Necdet Tosun Necdet Tosun İşportacı Tosun
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Kiraz'ın Babası
Moris Moris Pire Mehmet
Arap Celal Arap Celal Kahveci
Faik Coşkun Faik Coşkun Ali
Zeki Sezer Zeki Sezer Hulusi
Aynur Aydan Aynur Aydan Hayrullah Bey'in Sekreteri
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Feri Cansel Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Hulusi Kentmen Seslendirmesi
Adalet Cimcoz Adalet Cimcoz Filiz Akın Seslendirmesi
Sıdıka Duruer Sıdıka Duruer
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Hüseyin Baradan Seslendirmesi
Gülen Kıpçak Gülen Kıpçak Aynur Aydan Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Seslendirme
Hüseyin Salıcı Hüseyin Salıcı
Kemal Ergüvenç Kemal Ergüvenç Hulusi Kentmen Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Kartal Tibet Seslendirmesi

Ekip

Yapımcı Memduh Karakaş (Yapım Koordinatörü)
Kurgu Turgut Ören (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Sohban Koloğlu (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Kadir Çakar (Yapım Sorumlusu)
Feyzi Barlas (Yapım Sorumlusu)
Yönetmen Ekibi Erkan Işıklar (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Nesrin Sipahi (Şarkılar)
Gönül Akkor (Şarkılar)
Ajda Pekkan (Şarkılar)

Firmalar

Erler Film (Yapım)
Ender Işık Servisi (Işık)
Saner Film (Film Hazırlık Stüdyosu)

Son Yorumlar (12)

benimsinema avatar benimsinema 16 Ocak 2014 12:58:39

8

filmin eglenceli tarafi var.. hatta feri cansel i tebrik ediyorum stritptiz yaparken cok soguk kanli duruyordu...meger ben bu filmi daha önce izelemimisim malesef..ayni zamanda o yillarin hit sarkilarinida dinlemek mümkün..hatta ben bir sarkida erol büyükburcun söylediginin kanatindeyim

buyrun 05 avatar buyrun 05 19 Haziran 2011 17:15:06

özelikle kavga sahnesi süperdi feri canselin filiz akına tokat atması aslında filmde fer cansel başrolde oynamalıydı bence...

buyrun 05 avatar buyrun 05 13 Ekim 2010 00:12:10

harika bir filmgerçekten ama bu film de feri cansel filiz akın dan daha iyi oyunculuk çıkarmış

performer avatar performer 19 Mart 2010 21:47:03

9

evet güzel bir film ama son yarım saatine rastladım.

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 24 Kasım 2009 10:13:11

10

BU FİLM İÇİN: "Kartal TİBET & Filiz AKIN'A" 'size şapka çıkartılır! 'Tonton pos bıyık, "Hulusi KENTMEN'E" eh! sizden gayrı, sinemamız da! öksüz kaldı be! diyorum. zevkli izlencesi olan, arşivlikte bir film doğrusu...

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 23 Mayıs 2009 06:09:05

10

"Şükür kavuşturana!"
Sağlık sorunları nedeniyle zorlukla tamamladığı 'Son Mektup'tan üç ay sonra tekrar kamera karşısına geçen Filiz Akın söylüyor bunları. Filmdeki babası gibi, İngiltere'deki tedavisinin ardından 'ikinci yuvası, ikinci evi'nde. "Se tlerdeki dostluğa, arkadaşlığa, gerçek samimiyete o kadar alışmışım ki, gurbet ellerde hastanede yatarken hep setlerin, setlere kavuşacağım günlerin hayaliyle yaşadım."

Filme ad olarak önce 'İşportacı' düşünülmüş. Bu çok daha uygun. Çünkü 'ekmek parası' için çırpınan Kiraz'ın cilveleşecek durumu hiç yok. "Sen yaman bir kıza benziyorsun" diyen Hayrullah Bey'e "Mecburuz bey amca. 'Zaman' insanı 'yaman' yapıyor. Yoksa nasıl geçiniriz" yanıtını vermişti.
Kitapları seviyor. 'Ekonomi Politik' okuyan Aydın'a 'Aşk Kurbanı' ve 'Torik Necmi' romanlarından söz eder. Politika üzerine konuşurlarken muhalif partilere oy verdiğini öğreniyoruz. "Herkes iktidar partisine verirse muhalefet olmaz ki." Okuldayken yurttaşlıktan hep pekiyi alırmış.
JOB Tıraş Bıçağı. O dönem çok reklâmı yapılan ama pek o kadar da iyi olmayan bir üründü. Kiraz "Bir jiletle 40 tıraş kardeşim. Nerde görülmüş bu?" diyor.
Bir başka sahnede bu sayı 25'e iner. 'Perdaha lüzum yok'muş. Tosun ise "Satan şişman, almayan pişman" diyerek müşteri kızıştırıyor.
Belediye memurlarından kaçış 'Ağlama Değmez Hayat' (Mehmet Ilgın) ile.
Tosun, tebdil kıyafet, memurmuş gibi bir seyyar satıcıyı korkutuyor. 'Katiyen rüşvet kabul etmezmiş'. "Yoo, benim çocuklarımın boğazından daha haram geçmedi." Ama 'naçizane ufak bir hediye'ye diyeceği yok. Satıcının kese kâğıdını meyveyle doldururken "Yenge hanım incir de sever mi" sorusuna verdiği yanıt harika; "Bayılır? Hepsinden biraz koy."
Bu sırada çevredeki reklâm yazılarından ülke olarak ne durumda olduğumuzu anlıyoruz; Shell, Coca Cola, Pepsi.
Kiraz'ın babası için iki kez 'yatalak' deniyor ama onu hiç yatarken görmedik. Davranışlarımız içinde bulunduğumuz koşullarla nasıl da ilgilidir. Parasızlıktan bunaldığı bir anda haykırıyordu; "Allah artık bizi unuttu kızım. Bir yanda yatalaklık, bir yanda fukaralık tamamen canıma yetti artık." Birkaç sahne sonra 'piyangodan çıkan' 50 bin lirayı görünce o sert sesi yumuşar; "Allah'a şükür, dualarım kabul oldu."
Sekreter Aynur Aydan, nasıl olmuş da Aydın'ın dikkatini çekmemiş.
Şarkıcı Okşan Sevil. Yalçın Ateş 6'lısı eşliğinde Fairuz'un bir şarkısını (Al Bint El Chalabiya) Türkçe sözler (Fecri Ebcioğlu) ve Gönül Akkor'un sesiyle söylüyor. 'Böyle Gelmiş Böyle Geçer Dünya' (1969); "Neşe, keder hepsi geçer//Bize kâr kalan nedir bu dünyadan."
Feri Cansel'in herhalde en mutlu yılları. Bu sırada o kadar içten gülüyor ki. Bir başka gece 'Ben Sana Kulum'; "Ne param var benim nede bir pulum//Tek hazinem sensin ben sana kulum//Roma gibi çıkıyor sana her yolum//Esirinim, kölenim sana ben yavrum."
Kiraz ve Aydın faytonla giderken Doruk Onatkut Orkestrası eşliğinde Mehmet Taneri'yi dinliyoruz; 'Seni Sevmek' (1969) (Sözler; Sezen Cumhur Önal).
Diğer şarkılar şöyle; Nesrin Sipahi'nin söylediği 'Ay Beyaz Deniz Mavi' (1965) ve 'Sen İstedin' (1969) (Bobby Russell / Ülkü Aker);
Ajda Pekkan'ın söylediği 'Erkekleri Tanıyın' (1969) ve 'Boş Sokak'(1968) (Udo Jürgens / Fecri Ebcioğlu).
'Seni Sevmek' dışındaki tüm şarkılarda Yalçın Ateş 6'lısı var. Mine Baykara "Kulüpte olsun, plakta olsun eşlik eden orkestraların en iyisi, en kaprissiz olanı" diyor. Belki bir rekor, o sene 100'den fazla plakta çalmışlar.
Aydın'ın kullandığı ve Türker İnanoğlu'na ait '34 HN 161' plakalı Buick'i daha önce 'Zehirli Hayat'ta (1967) ve kovalamaca sahnelerinde gördüğümüz '34 HA 578' plakalı kırmızı Mercedes'i 'Benim De Kalbim Var'da (1968) görmüştük.
Kahramanlarımızı taşıyan '34 KH 255' plakalı Sarı Ford kamyon çok güzel. Ömer "Çamurdan olsun, Ford olsun" diyor. Kapısında Apollo 9 (ay çevresinde insanlı ilk uçuş) yazılı. Ezikliğimizi ortadan kaldırmak için kamyon kasasının önüne 'Maşallah' yazısı ve etrafına iki Türk bayrağı konmuş.
Aydın'ı (bu isim Kartal Tibet'e pek olmamış) Abdurrahman Palay; Kiraz'ı Adalet Cimcoz; Okşan'ı Nevin Akkaya; Hayrullah'ı Agâh Hün; Ömer'i Sadettin Erbil; Mehmet'i Zafer Önen; Tosun'u Toron Karacaoğlu; Kiraz'ın babasını Mümtaz Ener seslendirmiş.

Filiz Akın; "Allah'a şükürler olsun, işte gene sette, kameranın, ışıkların karşısındayım. O kadar mutluyum ki, dünyayı bana verselerdi bu kadar sevinmez, bu kadar heyecanlanmazdım."

Yandex.Metrica