Fadime Cambazhane Gülü

8,62

( 12 kişi yorum yaptı )

Fadime Cambazhane Gülü

Sinema Filmi

1971

‘Snow Frolic’ (1970) (Francis Lai) ile başlayıp ‘Bir Teselli Ver’ (1971) (Orhan Gencebay) ile devam eden sahne.
Fadime; “Yani Memo değil misin sen?”
Aydın; “Ben yazar Aydın Barış’ım”
Fadime; “Ya! Peki, neydi o numaralar? Hani sokaklarda büyümüştün? Hani kimsesiz bir garibandın? Hani açtın, çıplaktın, kanun kaçağıydın?”
Aydın; “Onları sizin yanınızda bir müddet kalabilmek için söylemiştim.”
Fadime; “Yani yalan mıydı bütün bu söylediklerin?”
Aydın; “Yalandı.”
Fadime; “Ya beni sevdiğin, o da yalan mıydı?”


“Dünyanın 8. Harikası. İbibikler Çadır Tiyatrosu bugünden itibaren temsillerine başlıyor. Gelin görün. Akrobasi, hokkabazlık, folklor ve cambazlar.”
Hüda verdi (Timuçin Caymaz’ın sesi ile) bağıra çağıra herkesi bu renkli dünyaya çağırıyor. “Görülmemiş numaralar; Manyetizma; İspritizma (Onun deyişiyle ‘İspirtizma’); İllüzyon.”
Tiyatro’nun tüm sorumluluğu Cevriye’nin omuzlarında. Dul ve ‘yolun yarısı’ geride kalalı epey olmuş ama biricik kızı Naciye ile sahnede göbek atabiliyor. Tatlı sert bir yönetimi var. Elini beline atıp cayırtıyı bastı mı karşısındakinin sesi soluğu kesilir; “Ulen bana Çeşme Meydanlı Cevriye derler.” ‘Ayı Yavrusu’ Hüdaverdi ile muhabbeti bile ‘severken öldürür’ cinsinden. Kızdığında olanları ise anlatmaya sözcükler yetmez. Adamı ‘patiska gibi cart diye ayırıverir’ veya ‘beşlik simit gibi yermiş’.
Çalışanlar da az bulunur güzellikte; Sihirbaz Ömer-Nubar Terziyan; Klarnet Hüdaverdi-Necdet Tosun; Keman Ali-Kayhan Yıldızoğlu; Bateri Apti-Sami Hazinses; Akordeon Veli-Cevat Kurtuluş.
Ve ‘Çadırımızın Gülü; Gönüllerimizin Sultanı; Dünyanın en büyük en birinci cambazı, şarkıcısı Fadime’. Çadırda doğmuş, çadırda büyümüş. “Ömrüm ekmek kavgasıyla geçti, geçiyor.”
‘Valurile Dunarii’ (1880) (Ian Ivanovici). Genç kızı gördüğümüzde bu ‘Donau Wellen’ valsi ile telde yürüyordu.
‘Çadırımın Üstüne’ adlı İstanbul şarkısını Nurhan Damcıoğlu’nun sesi ve enerjisiyle söylerken seyirciler de nefes nefese kalır.
Ülke olarak başaramadığımız şeyi onlar hep yapıyorlar; Akşamları o günkü gelir paylaşılır. Ama adamı rahat bırakırlar mı hiç? Her ekonominin ‘IMF’si, ‘Mafya’sı kendine göre.
‘Main Title’ (1964) (André Previn). Cevriye “Payını almayan kim var?” diye soruyor. ‘Dead Ringer’daki melodinin 19. ve 23. saniyeleri arasındaki gerilimli notalarla bir ses yankılanır; “BEN.”
Bahri ve iri kıyım iki arkadaşı gelmiş.
Fadime; “Ne yaptınız da karşılığında para istiyorsunuz?”
Bahri; “Daha ne yapalım yani? Acaba biz olmasak siz burada rahat rahat çalışabilir misiniz… Duman ederler bu çadırı alimallah duman.”
Fadime; “Boş verin bu ağızları be. Aklınız sıra bize gözdağı verip korkutmak istiyorsunuz. Kimseye haraç vermeyiz biz.”
Bahri; “Biz haraç almıyoruz. Bileğimizin hakkını istiyoruz (ne demekse). Ama isterseniz vermeyin… Siz bilirsiniz.”
‘Olacakları’ az çok sezen Cevriye, gerekli ödemeyi yapıyor. “Başımda beni koruyacak kabadayı bir koca yok ki” diye laf dokundurduğu Hüdaverdi’nin yanıtı harika; “Onlar geldiği zaman ben ‘şey’e gitmiştim.”
Günler böyle geçerken bir gariban aralarına karışır; Memo. Güzel mi güzel ama ne parası var ne gidecek yeri. Cevriye, başlangıçta pek güvenememişti. “Ya bir araklamaca yaparsa” diye sepetleyecekken Fadime’nin ricası ile kalmasına izin verir. Delikanlı başka bir şeyi değil ama belli ki genç kızın gönlünü çelmiş. Yoksa Fadik “Geceleri çadır soğuk olur” diye battaniye getirir miydi? Sonradan Bahri ve arkadaşlarını tekme tokat dövüp tiyatrodakilerin güvenini kazanır.
İki gençle İstanbul’u dolaşırken Onları yakından tanıyoruz. Memo ‘mektep medrese görmediğini, sokaklarda büyüdüğünü’ söylese de genç kız kuşkulanmış “Sen mürekkep yalamış bir adama benziyorsun” deyip duruyor. Okumayı (‘askerde’ diyecek zannettik ama) cezaevinde öğrenmiş, ömrünün yarısı mahpushanelerde geçtiği gibi şu anda bile kanun kaçağıymış. “Yakalanırsam 7 yıl yatırırlar beni.” Ama ‘başka türlü bir hali var. Garibandan çok bir beyefendiye benziyor’.
“With her/his first hello//She/He gave the meaning// To this empty world of mine.” Aşklarını söylemeleri ‘Theme From Love Story’ (1970) (Lai / Carl Sigman) ile. O güzel ağacın altında genç kız 7 çocuk istediğinden (Onlara 7 arkadaşının isimlerini verecekmiş), delikanlı ise omuzlarındaki 7 yıllık cezadan söz ediyordu.
Tiyatro’da yanan başka gönüller de var. Apti, Naciye ile evlenmek istiyor. Ama Cevriye değil kızını, kedisini bile vermezmiş. Davulcumuz, Memo’nun yardımını ister (bu sırada boynundaki sarı kravat bir harika). “Aman abi, senin ağzın iyi laf yapar. Konuş şu Cevriye karısıyla. Seni oğlu gibi sever. Kırmaz hatırını.”
Bazen yaşamımızı yanlış anlamalar yönlendirir. Kahramanımız “Allah’ın emri peygamberin kavliyle” diyerek konuşmaya başlayınca Cevriye sonunu beklemeden “Verdim gitti. Hadi hayırlısı. Fadik bak, Memo seninle evlenmek istiyor” diye işi bambaşka bir şekle sokar. Apti’ye ise “Ah vuslat ah, gene başka bahara kaldın” demek düşüyor.
Ne yazık ki, sonra anlayacağımız bir nedenle ‘damat’ nikâh masasına gelmiyor. Daha doğrusu ortadan kaybolur. Aradınsa bul.
“Aramızda başka biri var ise//Tertemiz aşkımı bana geri ver.” (1970) (Gencebay). Herkes üzgün ama Fadik daha bir efkârlı. Hüznünü yansıtan şarkıyı sahnede bu kez Kamuran Akkor’un sesi ile söylüyor. Deniz kenarında rastladığı Silvana Panpani’den aldığı piyango bileti yaşamını değiştirecektir. “Hayırlısı olsun. İnşallah büyük piyango sana vurur” sözlerine verdiği iç burkan yanıt; “Bana piyango vurmuş zaten.”
Birkaç gün sonra Ömer’in elinde bir kitap; ‘Cambazhane Gülü Fadik’ Yazan Aydın Barış. Şaşırtıcı bir şekilde sayfalarda, ‘İbibikler Tiyatrosu’ anlatılıyor. Dahası içinde genç kızla Memo’dan başkasının bilemeyeceği şeyler var. “Olsa olsa bunları Memo anlatmıştır. Demek ki bu kitabı yazan adam Onu tanıyor, yerini biliyor. Yasasın! Memo’yu bulduk sayılır.”
Sora sora Bağdat bulunurmuş. Yazarın Kanlıca’daki yalısını bir kitapçıdan öğrenir. Oradaki Memo’yu görünce şaşırmamak elde değil. Gariban delikanlı şimdi bir milyoner gibi. Kendisine ‘sevgilim’ diyen Meral’le beraber. Onun aslında Aydın Barış olduğunu kabullenmesi epey bir zaman alır. Yazarımız ise karşısındakinin üzüntüsünü anlamadan “Sana da kitabımın satışından para vereceğim” diye abuk subuk laflar ediyor.
Fadime dostlarının yanına dönmüş. “Her şey kitapla beraber bitti. Aşk, meşk. Bizim için lükstür bunlar. Biz ekmek paramıza bakalım. Davranın arkadaşlar ‘temsil başlıyor’.”
Fakat dertler bitecek gibi değil. Bahri yediği dayağı unutamamış, intikam için çadırları yakar. Herkes Fadik’i öldü zannediyor. Oysa genç kız efkâr dağıtmak için yürüyüşe çıkmıştı. Silvana Panpani’den, biletine 2 milyon çıktığını öğrenmesi de o gece olur.
‘Acemaşiran Makamında Ney Taksimi’. Arkadaşları, öldü zannettikleri Fadik’in mezarındalar. Genç kız yangın sırasında çadırda olmadığı için neyi gömdüler acaba? Arkasından gözyaşı döktükleri şey belki de bir köşesi yanmış romandır diye düşündük.
Sonrası çok eğlenceli. Yanan çadır 4–5 bin kişilik olacak şekilde yeniden yaptırılır. Adı ‘İbibikler Atraksiyon Sirki’.
Fadime artık her haliyle bir ‘hanımefendi’. Memo’ya vereceği ders için Ömer, ‘sadık uşağı Simbat’; Apti de hizmetkârı ‘Hacı Fış Fış’ olmuş. Aydın Barış’la tekrar karşılaşması bir toplantı sırasında. Yazarın imzalı romanı ‘Kimsesiz Çocukları Koruma Derneği’ yararına açık arttırmaya çıkarılmış. Genç kız fiyatı 100 bin liraya çıkarır. Kendisini ‘yurt dışından yeni dönmüş dans ve ses yıldızı Leyla Şehrazat’ olarak tanıtır. Hilton’un kulübünde her gece programı varmış. Delikanlı Onun Fadik olduğunu anlayamıyor. Artık Meral’i falan unutmuş varsa yoksa ‘Leyla’.
‘Espana Cani’ (1925) (Pascual Marquina Narro). Önce bu güzel paso doble ve ardından Meksika halk şarkısı ‘La Bamba’. ‘Leyla’ sahnede dans hocası Ömer Sezer’le döktürüyor. Üstelik melodilere uygun olarak siyah saçlı.
‘Aşka Tövbe’den (1968) anımsadığımız Tarabya’daki Filiz Lokantası. ‘Aydın’ burada kendisinden beklediğimiz şeyi söylüyor. “Bir Tanrı mucizesi seni bulmam. Sanki kaybettiğim Fadik’i yeniden bulmuş gibiyim… Sanki Fadik sende yaşıyor.”
Sonraki ‘kıskandırma’ sahnelerinde Ali, ‘Monsieur le Vicomte de Chateaubriand’ olur. Çok sevdiği ‘mon cherie’si için Riviera’da ‘un grand villa’ almış. “L’argent” olarak sadece birkaç milyon dolara mal olmuş. İkisinin dansları “Yes Sir, That’s My Baby” (1925) (Walter Donaldson / Gus Kahn) ve ‘La Cumparsita’ (1917) (Gerardo Matos Rodriguez) ile.
‘Colombe Ivre’ (1970) (Frank Thomas&Jean-Michel Rivat / Serge Prisset). Bir başka neşeli sahnede Paul Mauriat’nın ‘Tombe La Neige’ (1971) albümündeki melodi duyulurken Ebul Fettah ile tanışıyoruz. Veli, ‘Leyla’nın Arabistan’daki Petrol Kralı nişanlısı olmuş.
‘Nihavent Makamında Arap Tarzı Ut Taksimi’. İkisi bu parça eşliğinde göbek atarken ‘Aydın’ kıskançlıktan ne yapacağını bilmez haldeydi.
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu. Fadik, ‘Leyla’ ile evlenmek isteyen yazarımıza çok güzel bir ders veriyor.
‘Wedding March’ (1842) (Felix Mendelssohn). Nikâh masasındaki soruya yanıtı; “HAYIR. Al bunu da yaz. Öteki romandan aşağı kalmaz. Merak etme satıştan %lik de istemiyorum.”
Hatasını anlayan ‘Aydın’, filmin sonunda tekrar ‘Memo’ olarak aralarına katılıyor. Evlilik danslarında ‘Samanyolu’ (1967) (Metin Bükey / Teoman Alpay) var.

‘Fascination’ (1932/57) (Dante ‘Fermo’ Marchetti / Dick Manning); “It was fascination//I know//And it might have ended//Right then, at the start.”
Herkes dut yemiş bülbül gibi. Çünkü damat bey saatlerdir meydanda yok.
Nikâh Memuru; “Bekleyelim mi daha?”
Fadime; “Bilmem ki. İçime bir ateş düştü abla. Sakın başına bir şey gelmiş olmasın?”
Cevriye; “Hayra yor be yavrum. Erkek kısmı bu, belli olmaz. Belki de bir yere takılmıştır. Bekleyeceğiz memur bey.”
Gerçekten de ‘Mutlu Son’ için daha aylar geçecektir. Ama ‘bekleyerek’ değil ‘Aydın’ı mat edecek ‘bir ortaoyunu’ için ‘çalışarak’.
(Yazan: Murat Çelenligil)






























































































Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Müzik Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Eser
Vizyona Giriş Tarihi 01 Ekim 1971
Süre 92 dk
Tür Komedi
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye

Oynayanlar

Filiz Akın Filiz Akın Fadime
Ediz Hun Ediz Hun Memo/Aydın Barış
Kayhan Yıldızoğlu Kayhan Yıldızoğlu Ali
Sami Hazinses Sami Hazinses Abdi
Necdet Tosun Necdet Tosun Hüdaverdi
Mürüvvet Sim Mürüvvet Sim Cevriye
Nubar Terziyan Nubar Terziyan Ömer
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen
Sevda Nur Sevda Nur Naciye
Nevin Nuray Nevin Nuray Meral
Cevat Kurtuluş Cevat Kurtuluş Veli
Necip Tekçe Necip Tekçe Bahri
Nermin Özses Nermin Özses Piyangocu
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Ediz Hun Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Filiz Akın Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Sami Hazinses Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Necdet Tosun Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Nubar Terziyan Seslendirmesi

Ekip

Müzik ekibi Nurhan Damcıoğlu (Şarkılar)
Kamuran Akkor (Şarkılar)
Orhan Gencebay (Beste)

Firmalar

Erler Film (Yapım)

Son Yorumlar (12)

benimsinema avatar benimsinema 16 Kasım 2013 13:26:41

7

film kendisini seyrettiriyorda, keske abartilar olmasaydi... mesela sami hazinsesin arap rolü olmamis, sadece yüzü boyanmis, gögdesi kalmis... tabii ki filizin danslarini görmezlikten gelemeyiz... titizlikle calismis ve oynamis ayni sekilde akropatik hareketlerinide... herseye ragmen seyrediliyor film....

performer avatar performer 03 Şubat 2013 12:50:35

8

böyle kalabalık kadrolu sımsıcak filmler denilince akıla 2 yönetmen gelir, biri ertem eğilmez diğeri türker inanoğlu. güzel bir film.

t_rex avatar t_rex 01 Temmuz 2011 10:57:07

9

yeşilçamın anlamını verenklerden.muhteşem bir yapıt. müzikler olağanüstü. drama sonlara doğruda keşke devam etseydi.

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 15 Şubat 2010 02:18:02

10

“Helal olsun sana! Kalem davasına hepimizi bozuk para gibi harcadın, kalbimizle oynadın. Beni kötü yerimden vurdun Memo. Kurşun yarası hafif kalır bu acının yanında.”Genç kız oyuna getirildiğini anlamanın üzüntüsü ile gözyaşı döküyor, ber ikinin yanıtı tam sopalık; “Evet Fadik, bu bir oyundu. Fakat bu oyundan büyük bir eser doğdu. Sana da kitabımın satışından bir pay vereceğim.” Üstelik nikâh masasında yalnız bıraktığı Fadime’ye romanı bir başkası, Ömer göstermişti.Fadik bir sahnede “Bayılırım aşk romanlarına. Ama okuyacak vakit nerde” diyor. Sinemaya da vakti yok galiba. Eğer gitseydi ‘Efkârlıyım Abiler’de (1966) benzer bir konu işlendiğini bilirdi.Bir elinde kova diğerinde çalı süpürgesi olan çilekeş Memo’yu smokinli ‘Aydın’dan daha fazla sevdik.Bir ara ‘Aydın Barış’ın villasını kitaplarının geliriyle aldığını sanıp ülkemizde sanata verilen değer ile övünecek gibi olmuştuk ama yazar “Bu yalı bana babamdan kaldı” deyince ayağımız suya eriyor.Filiz Akın’ın, bol ödüllü ‘Ankara Ekspresi’nden (1971) sonraki filmi. Sanatçı, Haziran’daki çekimler için 10 gün boyunca Nurhan Damcıoğlu’ndan ‘Kanto’; Ömer Sezer’den ‘İspanyol Dansları’; ‘Düo Tunç’dan (Nazmi ve Aydın Tunç kardeşler) ‘Yer Cambazlığı’; Tahir Cambazoğlu’ndan ‘Tel Cambazlığı’ dersleri almış.“Telde gezerim, parende atarım, dans ederim, kanto söylerim. Oynadığım hayatımın rolü. Adım Fadime’dir benim.”Çadır için, Osman Obüs’e ait Obüs Cambazhane trupuna 35 bin lira ödenmiş. Yangın sahnesinde gerçekten yakılıp kül olması çok üzücü.91 dakikalık filmde şarkı, kanto ve göbek dansları 15 dakika; Tel ve yer cambazlığı gösterileri, Hilton Kulüp’teki danslar 11 dakika.Fadik, kantoları (‘Yangın Var’, ‘Yağmur Yağdı Kaç’) ve ‘Çadırımın Üstüne’ şarkısını Nurhan Damcıoğlu’nun; ‘Bir Teselli Ver’i (1971) (Gencebay) Kamuran Akkor’un sesiyle söylüyor. Konuşmasını seslendiren Jeyan Mahfi Ayral’ı da katarsak üç sesi var.Telde gösteri yaptığı iki sahneyi ‘Valurile Dunarii’ (1880) (Ian Ivanovici) ile izliyoruz. İngilizcesi ‘Danube Waves’, Almancası ‘Donau Wellen’ olan bu valsi Berkant da Vasfi Uçaroğlu Orkestrası eşliğinde Türkçe söylemişti; ‘Eğer Dünyaya Yeniden Gelseydim’ (1969) (Sezen Cumhur Önal). “Eğer dünyaya yeniden gelseydim//Yedi iklimi tutardı bu sevgim//Eğer dünyaya yeniden gelseydim//Yine olurdun sen benim sevgilim.//**//Eğer dünyaya yeniden gelseydim//Yine ben seni severdim sevgilim//Eğer dünyaya yeniden gelseydim//Bana dönmeni beklerdim, beklerdim.//**//Unutmak isterdim hiç olmazsa//Birlikte geçen o anları da//En mutlu en güzel akşamlar da//Şimdi kaldı uzaklarda.”‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) ‘Main Title’, Bahri ve iki arkadaşı para almaya geldiğinde ve Fadik, ‘Aydın’ ile karşılaşınca duyuluyor.Komik bir sahnede Hüdaverdi’nin Mehtap Kıvrak’a olan ilgisini gören Cevriye ‘kontrolden çıkar’. ‘Ayı Yavrusu’nu pabucu ile dövüp omzunu ve poposunu ısırıyor. Kovulan Klarnetçinin geri dönüşü Memo’nun söyleyip Fadime’nin yazdığı [bu sırada ‘Adını Anmayacağım’ (1971) (İsmet Nedim / Mehmet Erbulan) melodisi var] romantik mektup sayesinde olur.Fadik’in “Nafile ablacığım, Memo artık gelmeyecek” dediği sahne ‘Nasıl Geçti Habersiz’ (1971) (Teoman Alpay / Nihat Aşar) ile. Adına yazılmış romanı okurken çalgıcılarımız ‘Oy Dingala Dingala’yı çalıp söylüyorlardı.Nubar Terziyan’a Agâh Hün’ün sesi pek yakışmamış. Şaşırtıcı bir şekilde “Arabanız hazır, efendim” derken Abdurrahman Palay seslendirmiş.Meral rolündeki Nevin Nuray ve Naciye rolündeki Sevda Nur da çok güzeldi.Cevat Kurtuluş, ‘Ebul Fettah’ rolünde çok başarılı. Uşak zannettiği(!) ‘Aydın’a 2 dakika içinde 16 kez ‘meaşallah’ diyor. Ayrıca “Ne tatlı uşak bu böyle, meaşallah” gibi cümlelerle iki kez de ‘yanak alır’.Kayhan Yıldızoğlu’nun, Sami Hazinses’in, Nubar Terziyan’ın, Cevat Kurtuluş’un, Necip Tekçe’nin adları (sırasıyla Ali, Apti, Ömer, Veli, Bahri) birbirine karışıyor. Hele sonlara doğru ‘Vicomte de Chateaubriand’, ‘Hacı Fış Fış’, ‘Simbat’, ‘Ebul Fattah’ isimleri ile iş, içinden çıkılmaz bir hal alıyor.Memo/‘Aydın Barış’ı Abdurrahman Palay; Apti’yi Zafer Önen; Hüdaverdi’yi Timuçin Caymaz; Cevriye’yi Mürüvvet Sim; Müzayede görevlisi Süha Doğan’ı Pekcan Koşar seslendirmiş.  Fadik; “Memo, meğer Memo değilmiş. Meşhur romancı ‘Aydın Barış’mış. Her şeyi sahte, her şeyi yalanmış. Arkadaşlığı da, bana olan sevgisi de. Hepimizi aldattı. Ben de enayi gibi kandım Ona.” Genç kız, yazarımıza ‘insanları aldatmanın ne kadar üzücü olduğuna’ dair iyi bir ders veriyor. Keşke biz de her seçim öncesi bizi kandıran büyüklerimize aynı şeyi yapabilsek. 

enigmacuture avatar enigmacuture 01 Mart 2009 20:29:03

10

filiz bu filmde çok tatlı. bıkmadan defalarca izlenebilir

DarkSlayerTR 01 Ocak 2009 10:47:01

9

Güzel bir film.Bu dizinin senaryosundan esinlenilerek cennet mahallesi dizisinde de etkisi görünmüştür yaklaşık 5 bölümünde...

Yandex.Metrica