Hayallerin Peşinde

7,30

( 13 kişi yorum yaptı )

Hayallerin Peşinde

(Revolutionary Road)

Sinema Filmi

2008

Richard Yates’in 1961 yılında yazdığı ve toplumda savaş sonrası meydana gelen hayal kırıklıklarını konu alan kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini, Oscar ödüllü Amerikan Güzeli'nin yönetmeni Sam Mendes yapmıştır.

Kitapta 1950’li yılların ortasında iki çocuklarıyla mutlu gözüken bir hayat yaşayan, ama konforlu bir yaşam elde edebilmek için göğüslenen baskılarla kendi gerçek arzuları arasında sıkışıp kalan, bir çiftin öyküsü anlatılıyor.

Ödüller

En İyi Kadın Oyuncu (Dram) (66.Altın Küre Ödülleri-2009)

Oynayanlar

Timothy Warmen Timothy Warmen April
Will Vought Will Vought Vito
Leonardo Dicaprio Leonardo Dicaprio Frank Wheeler
Kate Winslet Kate Winslet April Wheeler
Kathy Bates Kathy Bates Bayan Helen Givings
Kathryn Hahn Kathryn Hahn Milly Campbell
Michael Shannon Michael Shannon John Givings
John Behlmann John Behlmann Bay Brace
David Campbell David Campbell Bay Vito
Max Casella Max Casella Ed Small
Kristen Connolly Kristen Connolly Bayan Brace
Evan Covey Evan Covey
Mary Debellis Mary Debellis Plaj Müşterisi
Sean Cullen Sean Cullen Bay Frank
Richard Easton Richard Easton Howard Givings
Max Baker Max Baker Vince Lathrop
Jason Etter Jason Etter Vito
Lorian Gish Lorian Gish Genç April
David Harbour David Harbour Shep Campbell
Zoe Kazan Zoe Kazan Maureen Grube
Dylan Clark Marshall Dylan Clark Marshall Campbell'ın Oğlu
Timothy Mccartney Timothy Mccartney Frank'in Çocukluğu
Brennan Mckay Brennan Mckay Duke Mantee
Jared Morrison Jared Morrison İşçi
Adam Mucci Adam Mucci Jason Maple
Jonathan Roumie Jonathan Roumie Adam
Maria Rusolo Maria Rusolo
Ryan Simpkins Ryan Simpkins Jennifer Wheeler
Ty Simpkins Ty Simpkins Michael Wheeler

Firmalar

UIP (Dağıtımcı)
Hasılat 781.870,0 TL
Toplam İzleyici 83.452
Vizyonda Kaldığı Hafta 10 Hafta

Son Yorumlar (13)

sevda1979 avatar sevda1979 10 Mayıs 2013 23:31:57

10

güzel aksiyaon ve romantik bir film leonardo dicaprio başarılı bir oyuncu en güzel filmi kumsal o filmi herkese tavsiye ediyorum

YSHN avatar YSHN 03 Aralık 2012 18:17:34

6

cnbc-e kanalında seyrettim hiç beğenmedim doğrusu titanik iyiydide bu çok kötü oldu ama sevenler vardır tabi ki

ceyhun_mr avatar ceyhun_mr 08 Ocak 2010 11:20:01

7

başlardaki coşku,çılgınlık ve hayal dinamizmi kaybolur ve hayat müthiş bir tek düzeliğe döner.Adeta dar bir amaçsızlıkta sıkışılmıştır.Karı-koca hayatlarından memnun olamıyordur artık.Ancak kadının aklına müthiş bir çılgın fikir gelir.Fikir onlara ye niden bir yaşama sevinci ve dinamizm katmıştır.Tam o sırada adam hayallerine yakın pozisyonda olmasını sağlayacak bir şans bulur ve çoğu insanın da inanmadığı karısının fikrinden o da vazgeçer.Adam derin çukurdan çıkmıştır ama  karısını orada yalnız bırakır adeta.Yaşama sevinci adına ufak bir radikal değişikliğin dahi yeteceği kadına bu değişiklik verilmeyince,başka bir yol bulur..İyi bir senaryo.Hayatın bu yönünün de olduğu başarılı bir şekilde yansıtılmış.Oyunculuklar iyi düzeyde.Sonu da manidar bir şekilde bitiyor.Yani izleyince pişman olunmayacak iyi bir film. 

enigmacuture avatar enigmacuture 28 Mart 2009 23:17:03

1

Kötü bir tiyatro oyuncusu olan April(Kate Winslet) ile hayat dolu kocası başarılı şirket çalışanı Frank(Leonardo Dicaprio) ve ortalarda görünmeyen 2 çocuk. Mutsuz, memnuniyetsiz ve müşkülpesent bir kadının bir erkeğe verebileceği şeyleri -hem maddi h em de manevi anlamda- çok sınırlı buluyorum. Hele hele karakter April gibi takıntılı ve düşünsel gel-gitleri olan biri ise bu imkansız.Yaşadığı hayattan sıkılan ve mutluluğu Paris"te arayan April, kocasının terfi olayına rağmen bencilce ve benmerkezci düşünüyor. Çocukları ile ilgisizliği ise bir başka detay ki film boyu ben "Bu çocuklar nerde acaba?" dedim kendi kendime. Birkaç sahnede göründüler ve yine kayboldular.April, hamile olduğunu öğrenince suratında beliren dehşet duygusu ise bir başka nokta. Sonuçta doğacak olan kendi mahsülü bir bebek ama o bir canavara gebeymiş gibi muamele yapıyor kendi çocuğuna. Hamilelik de April"in mutsuz hayatına ayrı bir mutsuzluk katıyor. Film boyu ağlayan ve hakaret eden April Çocuktan kurtulmak için de geleneksel yöntemlere başvurarak kürtaj aparatı satın alıyor. Bu işi tıbbi bir müdahaleye gerek kalmadan kendince yapmaya kalkışıyor. Yaşadığı her gün bana bu bayanı bir papatya yaprağına benzetmeme neden oldu. "seviyor,sevmiyor,seviyor,sevmiyor..."Onu anlamak ve algılamak cidden zor.Psikolojik takıntılı bir akıl hastasını canlandıran John(Michael Shannon) ise cidden iyi bir oyunculuk sergilemiş. Çiftin evine gelişi ile hararetli tartışmalara ve kavgalara neden olsa da söyledikleri pek de mantıksız gibi gelmedi bana. Bu adam görünüşte deli ama felsefi bir mantığı var. Sanırım bunda bir matematikçi oluşunun da etksi var ki analtik düşünmeyi iyi beceriyor.Frank, en çok kızdığı anlarda bile hırsını, arabayı yumruklayarak ve evdeki eşyaları kırıp dökerek çıkarıyor. Onun yerinde bir başkası olsa sanırım tepkisini daha ağır bir şekilde dile getirirdi ki o bunu yapmıyor. Gerçekten kutlanması gereken bir karakter.April, Paris"e gitme fikrinin rafa kalkması ile durulmuş gibi görünse de bebekten kurtulma fikrinde ısrar ediyor ve kendi başına da bunu yapamayınca kan kaybından ölüyor finalde. Çevresini mutsuz eden, kocasını hasta eden, çocuklarına annelik yapmayan hatta bana göre annelik duygusu taşıdığı bile su götüren April"in kendine bu şekilde zarar vermesi ve akabinde hayatını kaybetmesi ben de acıma hissi uyandırmadı. Kendini seveyen birinin başkalarını sevebileceğini düşünmüyorum. 

ozcanbektas1982 avatar ozcanbektas1982 27 Mart 2009 21:00:03

10

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar.Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken, April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.Kaderlerinin gidişatını değiştirme isteğiyle yanıp tutşan April, her şeye yeniden başlamak için cesur bir plan geliştirir. Connecticut eyaletinin konforunu arkalarında bırakıp Paris'in bilinmeyen dünyasına gideceklerdir. Ancak planı uygulamaya koyunca Frank ile April'in artık birbirine zıt iki ayrı kutupta olduğu ortaya çıkar. Birisi elindeki her şeyi geride bırakıp her ne pahasına olursa olsun kaçmak isterken, diğeri sahip oldukları her şeyi korumaktan yanadır. Üstelik uzlaşma şansları da yok gibidir.

kerem25 avatar kerem25 07 Mart 2009 19:26:03

1

film, süresi boyunca aynı tempoda ilerleyip izleyenleri sıkıyor.belki filmin sonunda değişik bişeyler olur diyerekten sonuna kadar izleme zahmetinde bulundum ama ne yazıkki hiç bişey olmadı.bu filme gidipte paranızı boşa harcamayın derim.

Yandex.Metrica